|
Bismillahirrahmanir rahim

Hüseynî
Kıyamın Mahiyeti
- H.İ. Kadir Akaras
Aşura: Yiğitliğin
Yenilmezliği...
- H.İ. Musa Aydın
EY AY
Ah ey ay, ey
hüzünlü, ey sabırsız ay
Ne olursun
biraz, biraz yavaş kay
Gel bu gece
konuşalım yüz yüze
Bekle biraz,
bakışalım göz göze
On gün önceydi
şu köşeden çıktığın zaman
Mağribin tam
ucunda, ince, zayıf, bi-derman
Şafağın o al
renginden olmuştun mahcup
Beklemeden
karanlıkta etmiştin gurup
O gün
üzerinden, on gece geçmiş
Ama ıstırabın
hala bitmemiş
O gün ölüm
mesajı vardı şafağın o al renginde
Yine başka
mesajın mı var yoksa, bu ıstırabında ?
Ey ay, siyah
gözünde beyaz damlalar, nedir bu böyle?
Konuş benimle
başka bir mesajın mı var yoksa? Söyle
Anlat, anlat o
gün, o çölde gördüğün her şeyi bana
O gün ki şafak,
elleriyle yüzünü boyadı kana
O gün ki belin
senin bir yay gibi büküldü
O gün ki
gözlerinden bir damla yaş döküldü
Ey ay, ey
sabırsız ay, anlat ne olur
Ağla, anlat
belki gönlün teselli bulur
Biliyorum
boğazında düğümlenmiş dilin
Ama gözünden
belli ki bir sırrın var senin
O gizli sırrı
ben, perişan bakışından anlıyorum
O bitkin
halinden, o yorgun akışından anlıyorum
Ah ey ay,
bakışlarında senin taze kan görüyorum
Canlara can
yetmiş iki pare-pare can görüyorum
Yakılmış
çadırları, perişan yavruları görüyorum
Ötmeyen
bülbülleri, kırk kanat kumruları görüyorum
Ey ay,
mazlumların hüzünlü destanıdır gözlerinde
aşikâr
Kafilenin gurbeti, yaslı çölün tufanıdır
gözlerinde aşikâr
Gözünde senin,
gözü yaşlı Fırat akıyor
Tarihe yaş, söz
ve sır dolu gözler bakıyor
Kapatma
gözlerini ne olursun, biraz, biraz daha bak
Bak
iki kol var orada, delik bir tulum, yerde bir
sancak
Toprağa yatmış
başsız bedenler, çiğnenmiş ve çıplak
Kollara
bağlanmış zincirler, güneş yüklü bir mızrak
Saklama ey ay, çözdüm ben artık hüzünlü
bakışının sırrını
Şafağın sırrını, ıstırabının, döktüğün göz
yaşının sırrını
Musa Aydın
1420 /1999
|