Bismillahirrahmanirrahim
Soru-62:
İmam
Hasan Askeri'nin kardeşi ve ona en yakın olan Cafer b. Ali
b. Muhammed, kardeşinin böyle bir oğlu olduğunu şiddetle
reddediyor. Hatta İmam Askeri'nin vefatıyla bütün mallarına
sahip çıkmıştır. Cafer, zamanın halifesine, Şiilerden
bazılarının böyle bir iddiada bulundukları haberini verdi.
Halife de, İmam Hasan Askeri'nin hanımları ve cariyeleri
hamile ya da doğum yapıp yapmadıklarını araştırmaları için,
bu işi iyi bilen bazı kadınları görevlendirip onun evine
yolladı. Ama hamilelik ya da doğumla ilgili hiç bir belirti
ve iz bulamadılar. Bu, İmam Hasan Askeri'nin evladı
olduğunun doğru olmadığını göstermez mi?
Cevap-62: Bu
eleştiri de önceki eleştiri gibi bir kaç yönden temelsiz ve
boştur:
1) Bir
insanın amelinin delil olarak kabul edilmesi, o amelin
doğruluğuna ayrıca o şahsın fasık bir insan olmamasına
bağlıdır. Müslümanların hepsi Cafer b. Ali’nin böyle bir
makamının olmadığını ve onun güvenilir biri olarak
tanınmadığını biliyorlar. Onun Masum İmam aleyhi’s-selâm’ın
oğlu olması böyle bir makama (günah işlememe makamı) sahip
olmasını gerektirmemektedir. Geçmişte bir çok insan vardı,
ki peygamberin oğlu olmasına rağmen büyük günahlara duçar
olmuşlardır.
Kur’an-ı
Kerim, Hz. Yakub aleyhi’s-selâm’ın evlatlarının,
babaları peygamber olmasına rağmen, Hz. Yusuf
aleyhi’s-selâm’a zulmettiklerini açıkça buyurmaktadır.
Hz. Yakub aleyhi’s-selâm Hz. Yusuf aleyhi’s-selâm’ı
korumaları için evlatlarına sıkı tembihte bulunmuş, onlardan
ahit almasına rağmen onlar şeytanın hilesine uyarak, onu
kuyuya atmışlardı. Hz. Yakub aleyhi’s-selâm’ı uzun
bir süre, Hz. Yusuf aleyhi’s-selâm’dan ayrı bırakmış,
onu üzüntü ve kedere boğmuşlardı. Suçsuz olduklarını
ispatlamak için de yalan yere yemin etmişlerdi. Hz. Yakub
aleyhi’s-selâm’ın çocukları gibi peygamber evlatları
böylesi yanlış bir düşünce ve amele kapılmışlarsa, makamı
onlardan daha aşağı olan birisinin de aynı şeyi yapması
acaba ihtimal dışı mıdır?
2)
Cafer’in kardeşinin oğlunun varlığını bilmesine rağmen onu
inkar etmesi çok doğal olup, beklentinin dışında bir şey
değildir. Çünkü Cafer’i, kardeşinin oğlunu inkar etmeye
sürükleyen tabii sebepler çoktu. Bu sebepleri şöyle
sıralayabiliriz:
A) İmam
Hasan Askeri aleyhi’s-selâm’ın çok malı vardı. Cafer,
eğer bu malı ele geçirebilseydi bir çok nefsani isteklerine
ve maddi arzularına kavuşacaktı.
B) İmam
Askeri aleyhi’s-selâm’ın Şiiler içinde öyle büyük ve
değerli bir makamı vardı ki, Şiiler her türlü şahsi ve
toplumsal işlerinde ondan emir alır, ona itaat ederlerdi.
Onun rızasını Allah’ın rızası ve gazabını Allah’ın gazabı
olarak kabul ederlerdi. Cafer ise kardeşi İmam Hasan Asker
aleyhi’s-selâm’dan sonra bu makama erişmek istiyordu.
C) İmam
Hasan Askeri aleyhi’s-selâm Şiilerin maddi ve manevi
işlerinin mercii ve sorumlusu idi. Şiilerin hepsi zekat ve
humuslarını ilahi bir vazife olarak ona veya onun
vekillerine teslim ederlerdi. O da gerekli yerlere
ulaştırırdı. Cafer, Şiilerin İmam Askeri aleyhi’s-selâm’dan
sonra bu paraları onun yerinde oturan İmam’a vereceklerini
biliyordu. Bu kadar tahrik edici sebepleri gören Cafer, “Mehdi”
aleyhi’s-selâm’ı inkar ediyorsa, onun sözünü ve
şahitliğini kabul etmek ne kadar doğru olur acaba?
Cafer’in
inkarını delil olarak kabul edenler gerçekte Hz. Muhammed
sallâ’llâhu aleyhi ve
alih’in peygamberliğini inkar eden Ebu Leheb’in
inkarını delil olarak kabul eden bir kısım Yahudi ve
Hıristiyan gibidirler. Hz. peygamber
sallâ’llâhu aleyhi ve
alih’in amcası Ebu Leheb, onun
sallâ’llâhu aleyhi ve
alih peygamber olduğunu ispat eden mucizeleri
görmesine rağmen yine de Hz. Muhammed
sallâ’llâhu aleyhi ve
alih’in peygamberliğini inkar ediyordu. Elbette
Cafer ve Cafer gibilerin gerçeği keşfetmesi çok da kolay bir
şey değildi. Çünkü emin olmadıkları için gerçek bu gibi
insanlardan gizli tutuluyordu.
Kısaca
şunu demek istiyorum, Hz. Mehdi’ye inanmayanlar Cafer
b. Ali’nin inkarını delil olarak getiremezler. Nitekim
Resulullah
sallâ’llâhu aleyhi ve alih’a inanmamak için Ebu
Cehil ve Ebu Leheb’in inkarı bir delil sayılamaz. Çünkü
onlar ne tarafsız bir alim ve nede İslam fakihidirler.
Aksine onlar avam ve cahillerdendirler.
3) Şii
tarih yazarları ve şii olmayan tarihçiler Cafer b. Ali’nin
yaşam ve ahlakını onun kardeşinin oğlu “Mehdi”
aleyhi’s-selâm’ı inkar etme sebeplerini ve neden
halifeyi İmam Mehdi aleyhi’s-selâm’a ve
Şiilerine karşı tahrik ettirdiğini nakletmişlerdir. Eğer ben
de onları burada nakledersem durum açığa çıkacak ve Cafer’in
kötü niyetini herkes anlayacaktır. Ama bir kaç sebepten
dolayı bunları aktaramıyorum. Bu sebeplerden biri şudur:
Bugün Caferin soyundan gelen bir çok insan var ki onlar
İmam Mehdi aleyhi’s-selâm ve onun yüce makamını
kabul edip, iman etmişlerdir. Hatta yaptığım araştırmalar
sonucunda söyleyebilirim ki onların hepsinin inancının
“İmamiye”nin inancı gibi olduğunu gördüm. Onlar İmam
Mehdi aleyhi’s-selâm’ın yaşadığını ve zuhurunu
beklediklerini söylüyorlar. İslami inanç ve insanın ahlaki
yapısı, onların geçmişini burada açıp, daha fazla rencide
etmememi gerektirmektedir.
Sonra
burada verdiğim cevaplar, İmam Hasan Askeri
aleyhi’s-selâm’ın oğlunun olduğunu inkar eden “Mutezile”,
“Haşeviye”, “Zeydiye”, “Hariciler” ve “Murcie” gibi dar
düşünceli fırkalar için yeterlidir. Cafer’in yaşamına ve
ahlakına ayrıca değinmeye gerek yoktur.