Bismillahirrahmanirrahim
Soru-610:
Keffaret miktarı nasıl
belirlenmektedir? Diyelim bir hacet için adak
adadık ve onu da unuttuk; bunun için ne yapmamız
gerekmektedir? Keffaret kimlere verilmelidir
örneğin camilerimize yada alimlerimize vermek
uygun mudur?
Cevap-610:
Muhterem kardeşim, keffaretle, fidyeyi
karıştırmamak lazım. Keffaret bir cezadır. Yapılan
hata ve günahın telafisi içindir.. Fidye ise,
mazereti olan kimsenin yapamadığı amele bedel
olarak ödediği şeydir. Örneğin mazeret yüzünden
oruç tutamayan kimsenin her gün için fakire 750 gr
ekmek, un, pirinç gibi temel gıda maddesi vermesi
gibi.. Kefaret oldukça geniş bir ve çeşitli
şıkları olan bir konudur. Hatta geniş fıkıh
kitaplarında müstakil bir bölüm olarak
işlenmektedir. Biz burada örnek olarak bunlardan
bir kaçına değinmekle yetineceğiz:
1- Hacda bulunan kimsenin ihram
halinde işlediği haramlar için söz konusu olan
kefaretler:
İhram halinde işlenen haramların her birisi için
farklı farklı keffaret çeşitleri vardır. (Hac
amellerini işleyen kitaplarda açıklanmıştır.)
2- Oruçluyken mazereti olmadan
orucu bozan kimsenin keffareti:
Eğer haram bir şeyle orucu bozmuşsa, cem keffareti
vermelidir. Yani her gün için hem altmış fakirin
karnını doyurmalı, hem de (bir günü kazası olmak
üzere) 61 gün oruç tutmalıdır. Ama haram olmayan
bir şeyle orucunu bozmuşsa, öneğin su içmiş veya
yemek yemişse.. O zaman iki şeyden birisini
yapmakla yükümlüdür, ya 60 fakiri doyurmalı, ya da
61 gün oruç tutmalı. (Detayları İlmihalde oruç
hükümlerinde okuyabilirsiniz.)
3- Yaptığı nezri (adağı) bozan
kimsenin keffareti:
Bir nezirde bulunan kimse, kendi ihtiyarıyla (hür
iradesiyle) nezrinin gereğine muhalefet eder ve
vefa göstermezse, keffaret vermesi yani, ya bir
köle azat etmesi veya altmış fakiri doyurması ya
da iki ay peş peşe oruç tutması gerekir. (Konunun
detaylarını İlmihalin, 2640. meselesinden itibaren
okuyabilirsiniz.)
4- Allah'la ahitleşen kimsenin
ahdini bozmasının keffareti:
Şer'î olan ihtiyacına ulaştığı takdirde, hayırlı
bir iş yapacağına dair Allah'la ahitleşen kimse,
isteğine kavuşunca o işi yapmalıdır. Hatta
herhangi bir isteği olmaksızın hayırlı bir iş
yapmak üzere ahdederse, o ahdine vefa göstermesi
gerekir. Dolayısıyla ahdinin gereğine muhalefet
edip, ahdine vefa göstermeyen kimsenin keffaret
ödemesi, yani altmış fakiri doyurması veya iki ay
oruç tutması ya da bir köle azat etmesi gerekir.
(Daha geniş bilgi için İlmihal kitabına müracaat
edin: 2667. meseleden itibaren..)
5- Yeminini bozan kimsenin
keffareti:
Herhangi bir işi yapmaya veya terk etmeye, örneğin
oruç tutmaya veya sigara içmemeye yemin eder, daha
sonra bilerek bu yeminini bozarsa, keffaret
vermeli, yani bir köle azat etmeli veya on fakiri
ya doyurmalı ya da giydirmeli, bunlara da gücü
yetmediği takdirde üç gün oruç tutmalıdır.
(Konunun bazı şart ve detaylarını İlmihal
kitabının 2670. meselesinden itibaren
okuyabilirsiniz.)
6- Eşi adet halindeyken cinsel
münasebette bulunan kimsenin keffareti:
Kadının âdet günlerinin sayısı üç kısma bölünürse
ve erkek bu sürenin ilk bölümünde eşiyle cinsel
ilişki kurarsa, farz ihtiyat gereği, on sekiz
nohut [3,5154 gr.] altın fakire keffaret olarak
vermesi gerekir. Bu sürenin ikinci bölümünde
cinsel ilişki kurarsa, dokuz nohut [1,7577 gr.]
altın, üçüncü bölümünde ise dört buçuk nohut
[0,87885 gr.] altın vermesi gerekir. Örneğin âdeti
altı gün olan bir kadının kocası, birinci ve
ikinci günün gündüzü ve gecesinde eşiyle cinsel
ilişkiye girerse, on sekiz nohut [3,5154 gr.]
altın fakire vermeli; üçüncü ve dördüncü günün
gündüzü ve gecesinde gerçekleşirse, dokuz nohut
[1,7577 gr.] altın, beşinci ve altıncı günün
gündüz ve gecesinde, dört buçuk nohut [0,87885
gr.] altın vermelidir.
Not: Konunun başka detayları da
var. İlmihal kitabının 452. meselesinden sonraya
bakın.
Başka keffaretler de vardır ki
detaylı bilgi isteyenler İlmihal kitaplarına
müracaat edebilirler.
|