Advertisement

KEVSER YAYINCILIK

  Ana Sayfa / Soru ve Cevaplar

 

Bugün : 05 Nisan 125, Cumartesi 

Sık Kullanılanlara Ekle

 

Başlangıç Sayfası Yapın

 
 

Bismillahirrahmanirrahim

Soru-589: Sizce irtidadın (din değiştirmenin) cezası ölüm müdür? Bu uygulama, din ve vicdan özgürlüğüne ters değil midir?

 

Cevap-589: Konunun iyice anlaşılması için aşağıdaki noktalara dikkat etmek gerekir:

 

1- Allah-u Teâlâ her insana akıl vermiş ve kitabında onlarca ayette bu büyük nimetten yararlanmasını, akletmesini, tefekkür ve tedebbür etmesini emretmiştir.

 

2- İslam itikadi konularda her insanın delil ve burhana dayanarak yakin etmesi gerektiğini emretmiş ve taklide dayalı düşünce ve inancın kurtarıcı olamayacağını beyan etmiştir. Dolayısıyla İslam'ın herhangi bir inanç ve ilkesi hakkında takıntı ve sorusu olan kimseye, "soramazsın" veya "neden soruyorsun" diye engel olmamış, bilakis sorup soruşturmaya teşvik etmiş ve her soru ve eleştiriye açık olduğunu ve her soruyu cevaplamaya hazır olduğunu açıkça beyan etmiştir.

 

3- İslam hiçbir kimseye kendi düşünce ve inançlarını zorla dayatma yoluna gitmemiş ve "Dinde zorlama yoktur" ayetiyle bunu ortaya koymuştur. Zaten böyle bir şey mantıken de mümkün değildir. Zira inanmak kalple olur ve kalbe hiçbir inancı zorla sokmak mümkün değildir.

 

4- İslam anne-babadan doğma kafir olan bir kimseye hiçbir şekilde müeyyide uygulamaz ve küfründen dönmesi için onu zorlamaz. Hatta İslam devletinin hakim olduğu topraklarda yaşıyorsa, onun canını malını ve namusunu tıpkı bir müslümanın ki gibi korumayı üstlenir. Eğer cizye denilen bir vergi de alınıyorsa, bu Müslümanlardan alınan zekatın yerine alınmaktadır. Elbette eğer Müslüman olmak isterse, önce iyice araştır ve kafandaki sorunları çöz, ondan sonra istersen Müslüman ol. Eğer Müslüman olduğunu ilan ederse, o zaman artık geri dönmede serbest değildir. Yani eğer mürted olur ve yeniden küfre dönerse, buna izin verilmez. Elbette burada önceden kafir olduğu için kendisine bir ayrıcalık tanınır ve tevbe etmesi önerilir. Eğer tevbe edip dönerse, tevbesi kabul olur ve hiçbir müeyyide uygulanmaz.

 

5- İslam kadınlara da mutlak bir şekilde aynı muameleyi göstermiş ve ister ana-babadan doğma Müslüman olsun, ister ilk günden kafir olup sonra Müslüman olsun, her iki durumda da eğer İslam'dan çıkarsa, tövbe ettiği takdirde hiçbir müeyyide uygulanmaz.

 

6- Evet yukarıdaki hususların dışında, İslam'ın zahirde tevbe etse bile, tevbesini kabul etmeyip müeyyide uyguladığı bir tek seçenek var. O da ilk günden beri Müslüman olan ve bu Müslümanlığını bir müddet devam ettirdikten sonra mürted olup küfre saptığını ilan eden ve yakalanıncaya kadar tevbe etmeyip küfründe ısrar eden kimsedir. Evet, hatta bu seçenekte dahi eğer bu şahıs yakalanmadan önce tövbe edip geri dönerse tövbesi kabul olup hiçbir müeyyide uygulanmaz. Sadece yakalanıncaya kadar küfür ve irtidadında ısrarcı davranırsa o zaman cezalandırılır.

 

7- Bu seçenekte dahi bu ceza ve müeyyide şahsın bu dünyasıyla alakalıdır. Ama eğer kendisiyle Rabbinin arasında samimi tövbe ederse, Allah-u Teâlâ inşallah tövbesini kabul eder.

 

İşte bu hususları dikkate alıp ciddi ve tarafsız bir gözle değerlendiren her kes, İslam'ın bu hükmünün bir tedbirden ibaret olduğunu ve gelebilecek ciddi bazı tehlikeleri önleme amacını taşıdığını teslim eder. Zira aklı kestiği günden beri İslam'la aşina olma imkân ve şansını taşıyan bir kimsenin İslam'ın gerçekleriyle yabancı kalması, zayıf bir ihtimaldir. Her halükarda böyle bir ihtimal olmuş olsa dahi, İslam ona sonuna kadar araştırma, sorma soruşturma ve ehil kaynaklardan cevap arama hakkı tanımıştır. Ama bu imkânlarını kullanmayan veya kullanıp da hakkın ne tarafta olduğunu bildiği halde, nefsanî ve dünyevi nedenlerden dolayı, kendini ikna olmamış gibi gösterip mürted olduğunu ilan eden kimselerde, (nadir istisnalar hariç) art niyet olduğunda şüphe yoktur. Evet, İslam, tahlil ve tahkik gücü zayıf olan kimselerin inançlarını sarsmamak ve daha yeni İslam'la aşina olmak ve onun güzellikleriyle kucaklaşmak isteyen kimselerin önünde engel oluşmamasını sağlamak için, böyle bir hüküm koymuştur. Zira böyle bir kimsenin önü açık olur ve istediği şekilde at koşturursa, bahsi geçen zayıf insanlar "Eğer İslam Hak olsaydı, ilk gününden beri İslam ve Müslümanların içinde yaşayan ve asaleten Müslüman olan bir kimse ona sırt çevirmez ve ondan uzaklaşmazdı" deyip ta baştan itibaren sudan sebeplerle İslam'a elveda derler. Evet, İslam her yerde olduğu gibi, burada da toplumun menfaat ve maslahatını ferdin menfaat ve maslahatının önünde tutmuştur.

Baştan beri kafir olup daha sonra Müslüman olduğunu iddia eden ve daha sonra da tekrar küfre döndüğünü ilan eden kimseye gelince, böyle kimselerde de (nadir istisnalar hariç, ki istisna kaideyi bozmaz), art niyet aramak lazım. Çünkü bu gibi insanlara İslam Müslüman olma mecburiyeti getirmemiştir. Olmak isteyene de sonuna kadar ve tam bir yakin oluşuncaya kadar araştırmasını ve hiçbir soru ve sorunu kalmadığı takdirde İslam'ı kabul ettiğini ilan etmesini istemiştir. Çünkü bu noktaya geldikten sonra artık bu işin dönüşünün olmadığını bilmeleri gerektiğini söylemiştir. Resulullah'ın zamanında kafirlerin İslam'a karşı uyguladıkları önemli komplolardan birisi buydu. Bu konuda Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır: "Kitap ehlinden bir grup: "Müminlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar da dönerler." dedi." (Al-i İmran, 72)

Sözün kısası İslam'ın bu hükmü art niyetli kimselerin, kafirlerin oyunlarını bozmaya yönelik bir tedbirden ibarettir. Kaldı ki İslam'a inanmayan bir kimse, eğer propaganda ve İslam'ı baltalama niyeti taşımıyorsa, kendi düşüncesini kendisine saklayıp, açıktan ilan etmeyebilir. Böyle bir durumda tabiidir ki kimsenin de taarruzuna uğramaz ve her hangi bir sorunla da karşılaşmaz. Ama eğer İslam toplumunda bunu propaganda malzemesi olarak kullanıyorsa veya birileri bunu alıp aleyhte kullanıyorsa, bu yapan kimsenin art niyetini gösterir ve böyle bir duruma hiçbir lakayt kalınamaz.

 

 
Site içi Arama


 

 

 

 

Go to top of page  Ana Sayfa | Kitap Listesi | Kıble Dergisi | Makaleler | Kadin ve Aile | Cocuklar Îçin | Soru Ve Cevap | Yazarlarımız |
Kur`an | Hadisler | Dualar | Şiirler | Ses ve Video | Programlar | Linkler  |  Îletişim için |

Copyright© 2000 Kevser Yayinlari Internet Hizmetleri. Tüm Haklari Saklidir Ayrintili bilgi almak için veya bize her konuda yazmak için, paragonxx@yahoo.de  'e mesaj yollayiniz. WWW.KEVSERNET.COM