Bismillahirrahmanirrahim
Soru-568:
1- Hz. Hüseyin’in Zillete boyun
eğenlere yazıklar olsun sözündeki zilletten kasıt
nedir?
2- Bir yerde okuduğum kadarıyla
İmam Humeyni oğlu şehit olunca hiç ağlamamış ve
metanetli durmuş. Ayrıca Seyyid Hasan Nasrallah’ın
oğlu şehit olduğunda şöyle demiş: Eskiden şehit
ailelerini ziyaret ederken hep başım eğik olurdu.
Allah bana bunu nasip etti artık ben de başı eğik
durmayacağım onların yanında.
Bunlardan bir yakınımız şehit
olduğunda veyahut öldüğünde ağlamamamız gerekir
anlamı çıkar mı? Eğer öyle bir anlam çıkarsa
(ÇIKMASA DA) Peygamberimizin Hz. Hüseyin’e
ağlaması nasıl açıklanır?
3- Ehlisünnette miraç hadisi
vardır. Bu hadise göre Peygamberimiz 55 rekât
namazı Allaha ümmetime zor gelir diyerek her
defasında en son 5 rekâta indirmiştir. Bu hadisin
sıhhatlik durumu nedir?
4- Kudsi hadis hakkında bilgi
verir misiniz?
5- 2 insan düşünelim. İkisi de
Müslüman ve 1. şahıs A günahını işliyor ve tevbe
edip onu bir daha tekrarlamıyor ve tevbesinin de
kabul olup günahının affolunduğunu düşünelim.2.
şahıs ise o A günahını işlemiyor. Bu 2 kişi
arasında (A günahı açısından) bir fark mevcut
mudur?
6- Hz. Yakub
oğlu Hz. Yusuf için neden o kadar ağlıyor ki hatta
gözleri kör oluyor? Burdaki hikmet nedir? Mesela
Hz. Eyyüb bütün evlatlarını ve mallarını
kaybetmesine ve de hastalanmasına rağmen çok sabır
göstermiştir?
7- Ben necaset
konusunu İmam Humeyni’nin risalesinden okudum ama
aklımda soru işaretleri var. Bana oradakinden
yeterince detaylı bilgi adresi ya da bilgiyi
verebilir misiniz?
(Bu durumu çok suyla yıkama imkânımız olmadığı
durumlar için soruyorum.) Mesela ben az suyla
necis olan bir şeyi nasıl yıkayacağımı
bilemiyorum. Çünkü az suyu onun üzerine
döktüğümüzde sıçrayan sular da necis durumunda ve
biz bir şeyi temizleyelim derken başka yerleri
necis yapıyoruz. Bu konuda ne yapabilirim?
Aslında bu
konu hakkında bilmediğim daha çok şey var. Ama
sırf okumakla da olmuyor gibi geliyor bana. Çünkü
uygulama yok orada. Ne yapabilirim?
Cevap-568:
1- Zilletten maksat zalimlerin
önünde dünyevi menfaatler için, can korkusu ve
dünya sevgisi için eğilip, onlara teslim olmak,
onların istediği şekilde hareket etmek.
2- İnsanın konumu ve tutumu,
yerine göre farklı olabilir. İmam Humeyni Şah
Tağutuna karşı mücadele veriyordu ve zalimin
önünde dik durması gerekirdi ki başkaları da ondan
ders alsın ve korkmasınlar. Ama aynı İmam Humeyni
inkılâptan sonra Şehid Mutahhari'nin şehadetinde
kameraların önünde şiddetli bir şekilde
ağlamıştır. Hasan Nasrullah'da da durum aynıdır.
Ama Resulullah'ın durumu farklıdır. Orada tam
tersi maslahattır. Çünkü Resulün ümmetinden
olduklarını iddia edenler, ümmetin Peygamberinin
oğlunu hiç bir suçu olmadan vahşice
katledeceklerdi. Onları ifşa etmek ve İmam
Hüseynin mazlumiyetini göstermek için
Resulullah'ın İmam Hüseyn'e ağlaması gerekirdi..
3- Muhakkik alimler tarafından o
rivayet zayıf olarak kabul edilmektedir..
4- Kudsi hadis, Allah'a atfedilen
sözlerdir. Ancak onun Kur’an'la farkı Kur'an gibi
mucizevî değildir. Ayrıca içinde uydurma olma
ihtimali olan sözler de olabilir.
5- Bazı hadislerde günahtan tevbe
eden günahı olmayan gibidir buyuruyor. Ama zahiren
bu sözden maksat şudur ki günahı olmayana hesap
sorumayacağı gibi, günahtan hakiki tevbe eden
kimseye de hesap sorulmayacaktır. Ama elbette
başka açılardan bu ikisi aynı değillerdir. Mesela
sevap açısından, günahın insanın kalbinde
bıraktığı olumsuz izler açısından. Bunu baştan
temiz olan bir duvarla, sonradan çamur atılıp,
temizlendikten sonra izi kalan duvara
benzetebiliriz.
Bu yüzden itikatla ilgili
bahislerde, İmam olacak kimsenin ömrü boyunca hiç
şirke ve günaha bulaşmamış birisi olması gerektiği
şartı koşulmuştur.
6- Muhterem kardeş, siz galiba
ağlamakla sabırsızlığı birbirine
karıştırıyorsunuz. Özel bir sebep ve neden engel
olmazsa, ağlama çok doğal bir ihtiyaçtır.
Resulullah (s.a.a) oğlu İbrahim'in vefatında
ağlamıştır, Hz. Hamza’nın şehadetinde ağlamıştır
vs. Kerbela’da İmam Hüseyn (a.s), Hz. Zeynep (s.a)
ağlamışlardır, ama asla sabırsızlık
göstermemişlerdir. Hz. İmam Zeynü’l-Abidin (a.s)
babasının musibetine yıllarca ağlamıştır, ama
dediğim gibi bunların hiç birisi sabırsızlık
anlamında değildir. Ağladıkları kimselerin yüce
makamlarını ortaya koymak, onları ne kadar
sevdiklerini beyan etmek, bazen de zalimin zulmünü
ifşa içindi. Hz. Yakub (a.s) oğlu Hz. Yusuf’u
(a.s) çok sevdiği için elbette çok ağlamıştır. Ama
asla bu sabırsızlık anlamına gelmez, rızasızlık
anlamına gelmez. Kur’an'ın da tabiriyle o sabr-ı
cemil sahibiydi.. Hz. Eyyub (a.s) da elbette çok
sabırlıydı, ama Hz. Eyyub'un da başına gelenlerde
hiç ağlamadığı söylenemez. Bunu gösteren bir delil
de yoktur.
7- Muhterem kardeşim, diğer
sorularınızdan da anlaşılıyor ki siz bir türlü
vesvaslık ruhuna sahipsiniz maalesef. Biraz
dikkatle bu iş koyladır. Mesela bir kimse suyu
döker birisi de yıkarsa, iki defa suyu döküp
sıktınız mı temiz olur. Elbette eğer necisin aynı
olursa, önce onu temizlemek lazım. Temizledikten
sonra iki defa suyu döküp sıktığınızda temiz olur.
Sıçramaması için de dikkat edersiniz, buna rağmen
yine de sıçrama olursa, sıçrayan yere eğer birinci
yıkamadan sıçramışsa iki defa, ikinci yıkamadan
sıçramışsa bir defa su dökmeniz yeterli olacaktır.
Mümkün mertebe bu tür elbise falan yıkama işi için
özel bir elbiseniz olsun. Bu işle uğraşırken onu
kullanın. İşiniz bittiğinde de çıkarın temiz
elbisenizi giyin. Eğer faraza tek başınıza olur da
su dökecek kimse olmazsa, bir elinizle döküp
diğeriyle yıkayın. Kabın sadece bir tarafından
tutun, elinizi durulamak istediğinizde bir
elinizle diğerine su döktükten sonra, diğer
elinizi durulamak için de temizlenen elinizle
kabın temiz kalan tarafından tutarak su dökün.
Başka pratik yollarda da bulanabilir. Bunu niye bu
kadar kendinize sorun yapıyorsunuz, anlamıyorum.
|