 |
Bismillahirrahmanirrahim
Soru-564:
Hocam benim bir arkadaşım var ve o Allah’ın elleri
olduğuna inanıyor. Ona en iyi ne söyleyebilirim,
hadis veya ayetler var mı?
Cevap-564:
Muhterem kardeşim, gerçi bazı ayetlerde Allah-u
Teala'ya, el, göz, yüz, gibi isnatlar olmuştur.
Veya Arş, Kürsi, gibi isnadlar vardır. Ama ayetler
müteşabih ayetlerdir ve bunların hepsini Hak
Teala'nın zat-ı mukaddesine aykırı olmayacak
şekilde tevil etmek gerekir. Aksi takdirde,
Allah-u Teala'ya cismiyet özelliği veya noksanlık
veya kendi yarattığı şeyde yer tutma gibi ihtiyaç
ve eksiklik ve acziyeti gerektiren isnatları
yapmamız gerekir ki bunlar ne aklen ve mantıken,
ne de şer'i olarak doğru değildir. Ama ne
yapacaksın ki bazıları güya Kur'an ve ayetin
zahiri ne diyorsa, onu almak lazım. Gerisi bizi
ilgilendirmiyor, isterse bir takım mahzurları da
beraberinde getirsin diyorlar. Biz zahiri almakla
görevliyiz. Ama o isnatların ne anlama geldiğini,
gerçeğini düşünmekle mükellef değiliz. Biz
Allah’ın eli var demeliyiz, ama bunun ne anlama
geldiğini bilmiyoruz. Bilmemiz de gerekmiyor.
Oysaki bunlar yanlış düşüncelerdir. Eğer zahire
saplanıp kalmakla yükümlü olsak, o zaman örneğin
şu ayeti nasıl tercüme etmeliyiz. "Her şey helak
olacak-yok olacak, Allah'ın vechi-yüzü hariç."
Eğer zahire bakarsanız, o zaman her şeyle birlikte
Allah'ın da (haşa) yüzü hariç diğer yerleri yok
olacak, bir tek yüzü kalacak!!! Demek ki her şeyi
zahirine göre yorumlamak veya tercüme etmek sorunu
zahirde bile çözmüyor, halletmiyor ve birçok
itikadi sıkıntıyla bizi karşı karşıya bırakıyor.
Herhalükarda bu tür müteşabih ayetleri başka bazı
ayetlerin, hadislerin ve akli ve mantıki verilerin
ışığında tevil edip yorumlamak lazım.
Örneğin sizin
bahsettiğiniz elden maksat, Hak Teala'nın
kudretini ifade etmektir. "Allah'ın eli, onların
ellerinin üzerindedir". Yani onun kudreti bütün
kudretlerin üzerindedir. Kimse onu mağlub edemez.
Bunlar örfi ve mecazi tabirlerdir. İnsanların "El
üstünde el vardır" dedikleri gibi.. Çünkü güç
genellikle insanın ellerinde tecelli eder...
Kur’an’da da Hz. Davud hakkında şöyle buyuruyor:
“Şimdi sen onların dediklerine sabret de eller
(kuvvet) sahibi kulumuz Davud'u hatırla. Çünkü o,
zikir ve tesbih ile bize yönelmişti.” (Sad, 17)
“Kullarımız
İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an. Onlar eller
(kuvvet) ve gözler (basiret) sahipleri idiler.”
(Sad, 45)
Gördüğünüz gibi
eğer bu ayetlerde geçen el ve göz kavramlarını biz
bildik manada kullanırsak, o zaman çok abes ve
mantıksız manalar ortaya çıkar. Yani malumu ilam
olur. “Elleri olan Davud’u, elleri ve gözleri olan
İbrahim’i, İshak’ı ve Yakubu da an!” Böyle bir
mana kastedilmiş olsa abes ve anlamsız bir cümle
olmaz mı? Böyle bir mana hikmet sahibi Allah’a
isnad edilebilir mi?
Yüz ifadesinden
maksat ise, Hak Teala’nın zatıdır. "Her şey yok
olacak, onun vechi hariç" derken onun zatı hariç
denmek isteniyor.. Çünkü yüz, bir varlığın adeta
aynasıdır. Dolayısıyla "Onun yüzü" denildiğinde
zatı kastedilmiş olur... Her halükarda bunlar
mecazi ve örfi tabirlerdir ki karinelerin ve diğer
ayet ve hadislerinde de yardımıyla açıklanması
gerekir..
Müteşabih ve muhkem
bahsi hakkında şu linkleri okumanızı tavsiye
ederim:
http://www.kevsernet.com/s_ve_c/401.htm
http://www.kevsernet.com/s_ve_c/402.htm
|
 |