Advertisement

KEVSER YAYINCILIK

  Ana Sayfa / Soru ve Cevaplar

 

Bugün :  

Sık Kullanılanlara Ekle

 

Başlangıç Sayfası Yapın

 
 

Bismillahirrahmanirrahim

Soru 534: Bazı kimseler, “ibadetin kalpleri temizlemek için yapıldığını” söylüyor ve “benim kalbim temiz olduğuna göre ibadet yapmam gerekmez” diyorlar? Böyle bir gerekçe ile kişi ibadet sorumluluğundan kurtulabilir mi?

 

Cevap: Muhterem kardeşim, her akıllı ve vicdanlı insan bu iddianın kendini veya başkalarını avutmaktan başka bir şey olmadığını bilir. Esasen her şeyden önce kalp temizliğinin ne olduğuna bakmak gerekir. Eğer kalbi Allah yaratmışsa, onun ne zaman temiz, ne zaman pis olduğunu da o bilir. Tıpkı kendini sağlam zanneden bazılarına doktorların hasta teşhisi koyması gibi.. İbadet insanın manevi tekâmüle ulaşması için bir vesiledir. İbadet Allah-u Teala’ya karşı kulun huzu, huşu ve teslimiyetinin bir göstergesidir. Kendini nimetlerle donatan Rabbine bir nevi teşekkür etmesidir. Kendisine iyilik yapana en azından teşekkür etmeyen bir kimse her şeyden önce insani görevini ihmal etmiş demektir. Dolayısıyla da ne hakla kalp temizliğinden bahsedebilir?!

Her akıllı vicdanlı insan teslim eder ki kalp temizliği insanın ameline de yansır, ameller de insanın kalbini etkiler. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

"O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!" * "Ancak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer). * (O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır.” (Şuara, 88-89-90)

Görüldüğü gibi Allah-u Teala önce kalp temizliğinin önemi ve kıyamette insana yararlı olacak şeyin sadece kalp temizliği olduğundan bahsettikten sonra “(O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılır” buyurarak esasen kalp temizliğinin göstergesinin takva olduğunu ortaya koyuyor. Takva ise Allah-u Teala’nın koyduğu sınırları çiğnememek ve onun emrettiği yerde bulunmak, sakındırdığı yerden ise uzak durmaktır.

Evet, yukarıda da değindiğimiz gibi, hangi kalbin hasta ve pis, hangisinin ise, temiz ve sağlıklı olduğunu ancak ve ancak onu yaratan Allah ve ilmini Allahtan Allah Peygamber (s.a.a) ve onun ilminin varisleri olan Ehlibeyt’i bilir. Dolayısıyla hangi kalplerin selametli ve ya hasta olduğunu beyan ayet ve hadislerden örnekler sunmaya çalışacağız:

 

“(Münafıkların) kalplerinde hastalık vardır. Allah da onların hastalığını arttırmıştır. Yalan söylemelerine karşılık onlara elem verici bir azap vardır.” (Bakara, 10)

 

“Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını da ancak kâfirler için bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, iman edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kâfirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. İşte böyle, Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar için uyarıdan başka bir şey değildir.” (Müddessir, 31)  

 

“Nefsince de, sabah akşam rızasını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber candan sabret. Sen dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan gözlerini ayırma. Kalbini, bizi anmaktan gafil kıldığımız, nefsinin kötü arzusuna uymuş ve işi hep aşırılık olan kimseye uyma.” (Kehf, 28)

 

“Kalplerinde hastalık bulunanların :" Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz" diyerek, onların arasına koşuştuklarını görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih ihsan eder veya katından bir emir (iş) getirir de içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.” (Maide, 52)

 

“Ey peygamber, ağızlarıyla "inandık" deyip, kalpleriyle inanmamış olanlardan ve Yahudilerden küfürde yarış edenler seni üzmesin. Onlar yalana kulak verirler, sana gelmeyen diğer bir topluluğa kulak verirler, kelimeleri yerlerinden değiştirirler, "eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının" derler. Allah birini şaşırtmak isterse, sen onun için Allah'a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar öyle kimselerdir ki, Allah, onların kalplerini temizlemek istememiştir. Onlar için dünyada rezillik var ve yine onlar için ahirette de büyük bir azab vardır.” (Maide, 41)

 

“Gerçek müminler ancak o müminlerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir, âyetleri okunduğu zaman imanlarını arttırır. Ve bunlar yalnızca Rablerine tevekkül ederler.* Onlar ki, namazı gereği gibi kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yoluna harcarlar.” (Enfal, 2)

 

“Onlar ceza gününü yalanlayanlardır. * Onu ancak sınırı aşan ve günaha düşkün olanlar yalanlar. * Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, "eskilerin masalları" der. * Hayır hayır, öyle değil. Aksine onların kazandığı günahlar kalplerinin üzerine pas olmuştur.” (Mutaffifin, 11 ila 14)

 

“… Onun için yalnız O'na teslim olan müslümanlar olun. (Ey Muhammed!) Allah'a itaat eden alçak gönüllüleri müjdele. * Ki Allah anıldığı vakit onların kalpleri titrer. Onlar başlarına gelene sabreden, namaz kılan kimselerdir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.” (Hac, 34-35)

 

Resul-i Ekrem'e (s.a.a) selametli kalp sorulunca şöyle buyurdu: "Şüphesiz ve nefsanî heveslere dayanmayan bir din, riya ve gösterişsiz bir amel." (Müstedrek-ül Vesâil, c.1, s.12)

 

Hz. Emir-ül Mu'minin Ali (a.s): "Kalbin ancak o zaman selamete kavuşur ki kendin için sevdiğini mu'minler için de sevesin." (Bihâr-ül Envâr, c.78, s.8)

 

Emir-ül Mu'minin Ali (a.s): "Kalplerinizi günah pisliklerinden temizleyin ki haseneleriniz (iyi amerler) çoğalsın." (Gurer-ül Hikem, Hadis: 6021)

 

Yine şöyle buyurmuştur: "Kalbinizi kinden temizleyin; zira kin, (insanı kötülüklere) susatan bir hastalıktır." (Gurer-ül Hikem, Hadis: 6017)

 

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Tamah (dünya hırsı) ehli olmaktan sakının; zira tamah kalbe şiddetli ihtirası bulaştırır ve kalpleri dünya sevgisi mührüyle damgalar. (İnsan hidayet ve ıslah kabiliyetini kaybeder." (Bihâr-ül Envâr, c.77, s.182)

 

Emir-ül Mu'minin Ali (a.s): "Gözyaşları ancak kalplerin katılaşmasından kurur. Kalplerin katılaşması ise ancak günahların çokluğundan kaynaklanır." (Bihâr-ül Envâr, c.70, s.55)

 

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Cedelleşme ve (mu'min kimselere karşı) husumet ve düşmanlık beslemekten kaçının. Zira bu ikisi (mu'min) kardeşlere karşı kalpleri hastalıklı hale getirir ve münafıklığa yol açarlar." (Bihâr-ül Envâr, c.73, s.399)

 

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Dört şey kalbi öldürür: Günah üzerine günah yapmak (günah yapmakta ısrarcı davranmak) Kadınlarla çok münakaşa etmek, Ahmak kimseyle tartışmak; sen söylersin o söyler ve bir türlü hayra dönmez ve ölülerle oturup kalkmak"  "Ya Resulallah ölüler nedir?" diye sorulunca şöyle buyurdu:"Her azgın, şımarık zengindir" (Bihâr-ül Envâr, c. 73, s. 349)

 

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Kalplerinizi yumuşaklığa alıştırın, çok tefekkür edin ve Allah'ın korkusundan çok ağlayın." (Bihâr-ül Envâr, c. 83, s. 351)

 

Adamın birisi bir gün Resulullah'a gelerek kalbinin katılaşmasını ona şikayet etti. Allah Resulü (s.a.a) ona şöyle buyurdu: "Kalbinin yumuşamasını istiyorsan fakire yemek ver ve yetimin başına elini sür (ona merhamet ve şefkat göster)." (Mişkat-ül Envar, s.167)

 

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Demir suya temas ettiğinde paslandığı gibi şu kalplerde paslanır. "O halde cilası nedir?" diye sorulunca şöyle buyurdu ölümü çok hatırlamak ve Kur'an okumak" (Kenz-ül Ummal, Hadis: 42130)

 

Yine şöyle buyurmuştur: "Bu kalplerin cilası Allah'ın zikri ve Kur'an okumaktır." ([1]- Tenbih-ül Havâtir, c. 2, s. 122)

 

İmam Cafer-i Sadık (a.s): "Hiç şüphesiz bakır paslandığı gibi kalplerde paslanır; o halde onu istiğfar ile parlatın." (Uddet-üd Dâi,s.249)

 

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Kalpler dört kısımdır: İçinde iman olup da Kur'an olmayan, içinde hem iman olan, hem de Kur'an, içinde Kur'an olup da iman olmayan, için de ne Kur'an olan ne de iman. Birinci kısım hurmaya benzer; tadı güzeldir, ama kokusu yoktur. İkincisi misk torbasına benzer, ağzını açsan da kokar, kapatsan da. Üçüncüsü, … gibidir;  kokusu güzeldir, ama tadı pistir. Dördüncüsü Ebu Cehil karpuzu gibidir; hem tadı kötüdür hem de kokusu." (En-Nevâdir (Râvendî), s.4)

 

İmam Cafer-i Sâdık (a.s): "Kalbi hata ve günahlardan daha çok bozan bir şey yoktur. Hiç şüphesiz kalp (günah işlendiğinde) günahla uğraşıp durur ve (terk edilmediği ve devam edildiği takdirde), kalbe galebe eder; o zamanda kalbin üstünü altına çevirir." (El-Kâfî, c.3, s.397)

 

İmam Cafer-i Sâdık (a.s): "İçinde şirk veya şüphe bulunan kalp sakıttır." (Vesâil-üş Şia, c.1, s.44.-)

 

İmam Cafer-i Sâdık (a.s): "Ölümü hatırlamak, nefsanî şehvetleri (arzuları) öldürür, gafletin köklerini kurutur, Allah-u Teala'nın verdiği vaatleri (insana hatırlatarak) kalbi güçlendirir, mizacı yumuşatır, hevâ ve heves nişanelerini kırar, ihtiras ve tamah ateşini söndürür ve dünyayı (insanın gözünde) küçültür-değersizleştirir." (Bihâr-ül Envâr, c.6, s.133) 

 

İmam Cafer-i Sâdık (a.s): "(Namahreme) bakmaktan sakının; zira bu kalplere şehvet (tohumunu) eker ve sahibine fitne ve fesat olarak yeter. Ne mutlu gözünü kalbinde saklayan ve kalbini gözünün önüne koymayan kimseye!" (Bihâr-ül Envâr, c.78, s.84)

 

İmam Muhammed Bâkır (a.s): "Beden rahatlığı kalbini dağınıklıktan kurtarmakla sağlamaya çalış; kalbin dağınıklığını, günah ve hataları azaltarak gider. Halvet yerlerde Allah'ı çokça anarak kalbini yumuşat. Hüzün halini devamıyla kalbini nurlandır. (Maksat dünyevi şeylere değil, Allah ve dostlarından ayrı kalmanın, ona layıkıyla kulluk edememenin, yapılan günah ve hataların hüznü vs. gibi manevi kaygı ve hüzünlerdir.)" (Tuhef-ül Ukûl (Arapça Metin), s.293)

 

Resul-i Ekrem (s.a.a): "Şüphesiz, mu'min, bir günah işlediğinde, kalbinde siyah bir nokta meydana gelir; eğer tevbe edip günahtan el çeker ve mağfiret dilerse, kalbi o siyah noktadan temizlenir; ama günahı çoğaltırsa, o siyah noktalar da çoğalır. Allah-u Teala da kitabında aynı şeyi beyan etmektedir: "Asla, hayır, onların kazanmakta oldukları (kötü ameller-günahlar), onların kalplerini paslandırmış-kirlendirmiştir." (Mutaffifin, 14) (Nûr-üs Sekaleyn Tefsiri, c.5, s.532)

 

Hz. Emir-ül Mu'minin ali (a.s): "Allah bir kulu severse, ona selametli bir kalp ve oturaklı bir ahlak nasip eder." (Gurer-ül Hikem, Hadis: 4112)

 

Hz. Emir-ül Mu'minin Ali (a.s): "Kulların temiz kalpleri, Allah Subhanehu ve Teala'nın nazar ettiği yerlerdir. Kimin kalbi temiz olursa, Allah o kalbe (lütuf gözüyle) bakar." (Hikmet-i İlahî, s.384)

 

İmam Cafer-i Sadık (a.s) "Ancak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)” ayetinin tefsirinde şöyle buyurmuştur: “Selametli kalp dünya sevgisinden uzak kalan kalptir.” (Tefsiri-i Safi, Şuara 89. ayetin tefsiri)

Ve bilahare kalp temizliği ve selametinin en mükemmel halini İmam Cafer-i Sadık (a.s) şöyle beyan ediyor: “Kalb-i selim o kalptir ki Rabbine kavuştuğu zaman onda Allah’tan gayri hiçbir şey olmasın!” (Tefsir-i Safi aynı yer, El-Kafi’den naklen)

 

Muhterem kardeşim, sadece örnek olarak seçip aktardığımız bu ayet ve hadisler üzerinde birazcık düşünen her kes, gerçekten temiz ve selametli kalbin hangi kalp olduğunu yada pis ve hastalıklı kalbin hangi kalp olduğunu, esasen kalbin temiz ve salim olmasını sağlayan veya onu hastalandıran ve kirleten şeylerin neler olduğunu büyük ölçüde idrak eder… Rabbim hepimize salim bir kalple Rabbimizin huzuruna çıkmayı nasip buyursun. Amin.  

 

 
Site içi Arama


 

 

 

 

Go to top of page  Ana Sayfa | Kitap Listesi | Kıble Dergisi | Makaleler | Kadin ve Aile | Cocuklar Îçin | Soru Ve Cevap | Yazarlarımız |
Kur`an | Hadisler | Dualar | Şiirler | Ses ve Video | Programlar | Linkler  |  Îletişim için |

Copyright© 2000 Kevser Yayinlari Internet Hizmetleri. Tüm Haklari Saklidir Ayrintili bilgi almak için veya bize her konuda yazmak için, paragonxx@yahoo.de  'e mesaj yollayiniz. WWW.KEVSERNET.COM