Bismillahirrahmanirrahim
Soru -
493:
a)
Ehl-i
Beyt ne demektir?
b)
Şia ne
demektir?
c)Şia
Hz. MUHAMMED (s.a.a)’den önce de var mıydı?
Cevap a)
Ehl-i Beyt, ev halkı demektir. Bundan maksat
Nüvüvvet hanedanına mensup ve bu hanedana layık
olan ve özel ilahi imdatlara mazhar olan,
kimselerdir. Bunları ise Allah Resulü (s.a.a) Hz.
Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve Hz.
Hüseyin'in neslinden gelen 9 İmam olarak
tanıtmıştır ki Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz.
Hüseyin'le birlikte 12 İmamı oluşturuyorlar.
Cevap b)
Şia, taraftar ve izleyici demektir. Resulullah'tan
sonra Hz. Ali ve 11 evladını Ümmetin İmamları ve
Resulullah'ın halifeleri olarak kabul edip
izleyenlere Şia veya Şii denmiştir. Bu isim ise
Hz. Ali taraftarlarına bizzat Resulullah (s.a.a)
tarafından verilmiştir. İşte bunu gösteren ve
Sünni kaynaklarda bile nakledilen birkaç hadis:
"Ya Ali! "Hayr'ül- berriye"den (yaratılmışların en hayırlılarından)
maksat sen ve senin şialarındır. Kıyamet günü sen
ve şiaların, Allah'ın sizden sizin de Allah'tan
razı ve hoşnut olduğunuz halde gelirsiniz."
Ebu'l- Müeyyid Muvaffak b. Ahmed-i Harezmi "Menakıb"
kitabının on yedinci bölümünde, Ehl-i Sünnet'in
büyük müfessirlerinden olan Hakim Ebu'l- Kasım
Ubeydullah b. Abdullah'il- Haskani "Şevahid'ut-
Tenzil fi Kavaid'il- Tefsir" kitabında
Muhammed b. Yusuf-i Genci eş-Şafii "Kifayet'ut-
Talib" kitabında, Sibt b. Cevzi "Tezkiret'ul-
Havvas'ul- Ümmet-i fi Marifet'il- Eimmeti"
kitabında ve Munzir b. Muhammed b. Munzir,
özellikle Hakim rivayet etmişler ki (sizin büyük
alimlerinizden olan) Hakim Ebu Abdullah Hafız,
merfu bir senetle bize haber verdi ki,
Emir'ul-Muminin Ali b. Ebi Talib'in (k.r)
katibi Yezid b. Şerahil O Hazretin şöyle
buyurduğunu duydum dedi:
"Hatem'ul- Enbiya (s.a.a) vefat ettiğinde mübarek sırtı göğsüm üzerinde
idi, buyurdular ki: "Ya Ali! Allah-u Teâla'nın; "İman
edip salih amellerde bulunanlar, yaratılmış
olanların en hayırlılarıdır" buyruğunu
duymadın mı? İşte onlar senin şialarındır; benim
ve sizin buluşma yeri Kevser havuzunun kenarıdır.
Bütün ümmet hesap için toplandıklarında "Ğurren
muhaccelin" (yüz ve elleri nurlu olanlar) diye
çağrılırsınız."
Yine Hicri dokuzuncu asırda, sünnet ve cemaat
tarikinin müceddidi olarak tanınan Celaluddin-i
Süyuti, "ed-Dürr'ül- Mensur fi Tefsir-i
Kitabillah'i bi'l- Me'sur" tefsirinde, zamanın
büyük âlimlerinden olup İbn-i Asakir-i Dimaşki
ismiyle meşhur
olan Ebu'l- Kasım Ali b. Hasan'dan o da Hz.
Peygamber (s.a.a)'in büyük ashabından olan Cabir
b. Abdullah-i Ensari'den şöyle dediğini
naklediyor:
"Resulullah (s.a.a)'in hizmetinde olduğumuz bir
sırada Ali b. Ebi Talip (a.s) içeri girdi, derken
Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdular:
"Canım elinde olana andolsun ki, bu (Hz. Ali'ye işaret) ve şiaları
kıyamet günü kurtuluşa erenlerdir."
Bu esnada mezkûr ayet (innellezine amenu. . .)
nazil oldu.
Yine aynı tefsirde İbn-i Adi'den, (o da) İbn-i
Abbas'tan şöyle rivayet etmiştir: "Mezkur ayet
nazil olduğunda Resul-ü Ekrem (s.a.a),
Emir'ul-Muminin Ali'ye (a.s) şöyle buyurdular:
"Sen ve şiaların kıyamet günü, Allah sizden siz de Allah'tan razı
olduğunuz halde gelirsiniz."
Cevap c)
Her halde maksadınız Resulullah zamanında bu ismin
birileri hakkında kullanılıp kullanmadığıdır.
Kelimenin Resulullah tarafından Hz. Ali
taraftarları için kullanıldığını yukarıdaki
hadislerde gördük. Ayrıca Resulullah zamanında
bazı sahabe için bu lakabın kullanıldığını
gösteren belgeler de vardır kaynaklarda. Örneğin
Hafız Ebu Hatem-i Razi, alimler arasında mütedavil
(kullanılan) lafızların tefsirinde yazdığı "Ez-Ziynet"
kitabında şöyle yazıyor: "İslam'da Resulullah'ın
(s.a.a) kendi zamanında ortaya çıkan ilk isim
"Şia" ismidir. Ashaptan dört kişi "Şia" lakabıyla
çağırılıyorlardı:
1-
Ebuzer-i Gifari
2-
Selman-ı Farisî
3-
Mikdad b. Esved-i Kendi
4-
Ammar b. Yasır.
|