Advertisement

KEVSER YAYINCILIK

  Ana Sayfa / Soru ve Cevaplar

 

Bugün :  

Sık Kullanılanlara Ekle

 

Başlangıç Sayfası Yapın

 
 

Bismillahirrahmanirrahim

 

Soru-479:

1. Kur'an' Kerim'de "istemek, dilemek" fiili iki farklı şekilde kullanılıyor. Bazen "E-RA-DE" şeklinde, bazen de " ŞA-E" şeklinde. Bu kullanım arasındaki fark nedir?

 

2. Bir yazıda Caferi mezhebinde nikah için şahidin şart olmadığını okudum. Nikahta şahit bulundurulmasının şart olmayışının delilleri nelerdir? Nikahta şahit bulundurulmazsa, zina yapan insanların zina yaptıkları nasıl tespit olunarak had uygulanacak?

 

Cevap-479:

1- Muhterem kardeşim, aslına bakarsan lügat açısından bu iki kelime arasında fark vardır. Zahiren "ŞAE" kelimesi bir şeye meyletmek, onu istemektir. "ERADE" ise onu yapmaya azmetme anlamınadır. Ancak Kur'an-ı Kerim'de çoğu yerde aynı anlama kullanılmışlardır. Erade kelimesi de her yerde aynı manayı ifade etmek için kullanılmamıştır. İrade bazen "Tekvini irade" (dönüşü olmayan kesin İlahi irade) anlamına kullanılmıştır. Ahzap suresindeki "Tathir" ayetinde olduğu gibi, bazen de "Teşrii irade" (kesin olmayan İlahi irade) anlamına kullanılmıştır. Maide Suresinin 6. ayetindeki abdestle ilgili ayetin sonlarına doğru kullanılan irade kavramı gibi. Tabi ŞAE ve ERADE kelimeleri birçok yerde birbiriyle farklı olan manalarda da kullanılmış olabilir. Bütün bunları teker teker inceleyip birbirleriyle kıyaslamak bir hayli vakit alacak şeydir ve maalesef benim şu anda buna vaktim elverişli değildir. Ancak bu farkı bariz bir şekilde ortaya koyan bir hadisi şerifle noktalamak istiyorum. Usul-i Kafi kitabında nakledilen bir hadiste, İmam Cafer-i Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir:

"Şu yedi özellik bir araya gelmedikçe göklerde ve yerde hiçbir şey meydana gelmez: Meşiet (dileme), irade (isteme), kader (planlama), kaza (karar verme), izin (müsaade etme), kitap (yazma) ve ecel (süre belirleme). Bir kimse bu yedi özellikten birini eksiltebileceğini zannederse, kafir olur." (Usul-i Kafi, Tevhid kitabı, 26. Bab, 1. Hadis) 

        

2- Nikahta şahid tutmanın şart olmadığının delili, bunun Kur'an-ı Kerim'de zikredilmediğidir. Eğer bu, şart olsaydı, aynı talakda  (boşanmada) şart olduğunu zikrettiği gibi nikahta da şart olduğunu mutlaka zikrederdi. Oysa buna Kur'an'ın hiçbir yerinde değinmemiştir. Hadislere gelince, Ehl-i Beyt kanalıyla gelen rivayetlerde bunun sadece müstehap olduğu vurgulanmıştır.

Evet Şia fıkhına göre, evlilik için şahitlik zorunlu kılınmamıştır. Evlilikte (nikah’ta) şahitlik, bir ihtilaf söz konusu olduğunda çocuğun nesebini ispat etmek, miras vb. durumlar için gerekli olur. Yoksa haddi zatında nikahın gerçekleşmesi için şahitlik gerekmez. Ancak talakta şahitlik gerekir. Bu konunun delili şu hadiste iyice açıklanmıştır:

“Muhammed b. Fuzeyl nakleder ki İmam Musa Kazım (a.s), Abbasi döneminin meşhur kadısı Ebu Yusuf’a şöyle buyurmuştur: "Allah Tebareke ve Teala kendi kitabında talakı emretmiş ve iki şahidin olmasına tekit etmiştir. Bu şahitlerin sadece adil olmalarına razı olmuştur. Ve kitabında evlenmeyi emretmiş ve onu şahitsiz bırakmıştır. Ama siz Allah’ın şahidi şart koşmadığı şeyde şahitliği yerleştirdiniz; şahitliği tekit ettiği şeyde şahitleri iptal ettiniz.” (Vesail-üş Şia, c.20, Hadis: 25133)

Zina olayına gelince, İslam mümkün mertebe zahire hükmetmiştir. Aksi, yeterli delillerle ispat edilmediği müddetçe şahısların ifadelerini esas alır. Zaten had olayının ispatını İslam o kadar zorlaştırmıştır ki ispatı imkansız değil ama, ona yakın bir şey gibidir. Bu da yüce dinimizin bu tür pisliklerin mümkün mertebe ortaya çıkmamasına verdiği önemi gösteriyor.  Tabi bütün tedbirlere rağmen, ortaya çıktığında da ibret olması için en şiddetli cezaları da ön görmüştür. Kaldı ki zina nikah anındaki şahitlerle asla sabit olmaz. Evvela nikahta şart olan şahid sayısı iki, ama zinanın ispatındaki şahid sayısı dörttür. Sonra o şahitler zina anında bu çirkef işe gözleriyle tam anlamıyla şahid olmaları gerekir ki şer'i hakime şehadet verebilsinler. Bu açıdan bakıldığında nikah anında şahidin olup olmadığının hiçbir farkı ve etkisi yoktur.  (Yine de en doğrusunu Rabbim bilir.) Allah'a emanet olun.

 

 
Site içi Arama


 

 

 

 

Go to top of page  Ana Sayfa | Kitap Listesi | Kıble Dergisi | Makaleler | Kadin ve Aile | Cocuklar Îçin | Soru Ve Cevap | Yazarlarımız |
Kur`an | Hadisler | Dualar | Şiirler | Ses ve Video | Programlar | Linkler  |  Îletişim için |

Copyright© 2000 Kevser Yayinlari Internet Hizmetleri. Tüm Haklari Saklidir Ayrintili bilgi almak için veya bize her konuda yazmak için, paragonxx@yahoo.de  'e mesaj yollayiniz. WWW.KEVSERNET.COM