Bismillahirrahmanirrahim
Cevap 417:
Muhterem kardeşim:
1- Furkan 73. ayette önceki ayetlerde beyan edilen
Rahman'ın kullarının özelliklerinin devamında bu
ayette bir diğer özellikleri beyan edilmektedir.
Evet, Rahman'ın kulları o kimselerdir ki Allah'ın
ayetleri kendilerine hatırlatıldığında, körü
körüne ve basiretsiz bir şekilde değil, şuurlu ve
ne yaptıklarını anlayan ve yakin edenler gibi o
ayetlere yönelirler. Onların önünde eğilirler.
Evet, basiretsiz ve körü körüne, bir takım
duygusal ve cahilane etkenlerin etkisiyle
gösterilen teyid ve teslimiyetin insana
sağlayacağı etki geçici ve köksüz olur ve en ufak
bir rüzgârla savrulup gider, yok olur. Bu hakikati
Allah-u Teala başka bir ayetinde şöyle açıklıyor:
"De ki: İşte
benim yolum budur; basiret üzere Allah'a davet
ediyorum. Ben ve bana uyanlar (işte böyleyiz). Ben
Allah'ı tesbih ederim ve ben müşriklerden
değilim."
(Yusuf, 108)
2- Tevbe
suresinden naklettiğiniz ayetin ne demek
istediğini anlayabilmemiz için, hem bir önceki
ayete bakmalıyız, hem de ayetin sebeb-i nüzulüne…
Bir önceki ayette şöyle buyuruyor:
"Müşrikler
kendi inkârlarına kendileri şahit olup dururlarken
Allah'ın mescidlerini imar etmeleri mümkün
değildir. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir.
Ve onlar ateş içinde ebedi olarak kalacaklardır."
(Tevbe, 17)
Görüldüğü
gibi, bu ayette müşriklerin Allah'ın mescidlerini
imar edemeyeceklerinden bahsediyor. Ayetlerin
sebeb-i nüzulüne de baktığımızda, şunu anlıyoruz:
Bazıları müşriklerin Mescidü'l-Haram'a
girmelerinin yasaklanmasını mantıklı bulmuyor ve
nasıl olsa onlar da Kâbe'nin ziyaretine geliyor ve
yanlışta olsa bazı merasimler düzenliyorlardı ve
bu arada mescidin imarı ve masraflarına da katkıda
bulunuyorlardı. Dolayısıyla şimdi de müşrik
olsalar da maslahat ve menfaat icabı onların
Mescide gelmelerine izin verilse ve böylece
onların maddi imkânlarından mescidin imarından
yararlanılsa, aynı zamanda onların gelmesiyle
manevi açıdan da mescid kalabalıklaşsa ve manen
imarlaşsa, daha iyi olmaz mı?" diye düşünenler
vardı. İşte Allah-u Teala bu ayetleri indirerek,
müşriklerin asla Allah'ın mescidlerini ne madden
ve ne de manen imar edemeyeceklerini ve bu işin
sadece Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namaz
kılan, zekât veren ve Allah'tan başka kimseden
korkmayan mu'minlere ait olduğunu vurgulamıştır.
Evet, bu özelliklere sahip olmayan ve inancı
uğruna bir takım riskleri göze almayanlar, bu işi
nasıl yapabilirler? Dolayısıyla bazılarının
maslahat icabı müşriklerin Mescidü'l-Haram'a
girmelerine izin verilmesini doğru bulanlara cevap
verilmiş ve yanlışları ortaya konulmuştur. Ayrıca
müslümanların bağımsız kalmaları ve kendi yakları
üstünde durmaları gerektiğini öğütlemiştir.
Gerçi ayette
geçen mescidden maksat birinci derecede
Mescidü'l-Haram'dır. Ama sebeb-i nüzulun bu
olduğu, ayetin kapsamını daraltmaz ve dolayısıyla
bütün mescidler için geçerlidir. Bu yüzden bütün
mescidlerde, herhangi bir sebeple olursa olsun
Müslüman olmayanların maddi ve manevi katkıları
kabul edilmemelidir. Oralar her yönüyle
mu'minlerin elinde ve onların denetim, gözetim,
tasarruf ve yardımlarıyla idare edilmeli, ayakta
durmalıdır.
Elbette bazı tefsirlerde bu imardan maksadın,
mescidlerin yalnız bırakılmaması ve muminler
tarafından doldurulup şenlendirilmesi olarak beyan
edilmiştir ki, bizce bu doğru olmakla birlikte
imarı sadece bunun la kısıtlı tutmaya gerek
yoktur. Dolayısıyla hem manen hem de madden imarı
kapsıyor diyebiliriz.
|