Advertisement

KEVSER YAYINCILIK

  Ana Sayfa / Soru ve Cevaplar

 

Bugün :  

Sık Kullanılanlara Ekle

 

Başlangıç Sayfası Yapın

 
 

Bismillahirrahmanirrahim

Soru-38: 1- Nehc-ül Belağa adlı eserde Hz. Ali (r.a) 1. ve 2. halifenin seçimini Allah'ın rızası diye nitelemiş? Ne dersiniz? 2- Hz. Ali gibi kahramanın hakkının gasb edilmesiyle niçin hareket etmiyor; bilakis diğer halifelerin şeyhülislamlığını yapıyor? 3- Şii Müslümanlar niçin yüzyıllardır küfre karşı mücadelede yok denecek kadar azlar (haçlı seferleri). 4- Mezarlarınızı süslüyor ve etrafını tavaf ediyorsunuz; bu şirk değil mi? 5- Hz. Cafer-i Sadık, "Ben rafizilerden beriyim" diyor ve 1. ve 2.halifeye saygı duyuyor; ne dersiniz? 6- Mehdiyet fikrinde görünmeyen imama nasıl biat edilir? Ömer Faruk...

Cevap-38: Sayýn Ömer Faruk, eðer siz sitemizin sorular ve cevaplar bölümünü gözden geçirmiþ olsaydýnýz, bu sorularýn çoðunu sorma zahmetine katlanmazdýnýz.

1. sorunuzun cevabý ve Hz. Emir-ül Mu'minin Ali'nin (a.s) halifeler hakkýndaki görüþleri için sitemizin sorular ve cevaplar bölümünde 39. sorunun cevabýnda geniþ bir þekilde verilmiþtir, oraya müracaat edin.

 

2. surunuzda Nehc-ül Belaða'dan naklettiðiniz söz hakkýnda evvela þunu söylemeliyiz ki, Nehc-ül Belaða'dan naklettiðiniz cümlenin adresini açýk ve net olarak yazýn, Allah'ýn izniyle cevaplandýralým. Kaldý ki Nehc-ül Belaða'nýn muhtelif yerlerinde Hz. Ali (a.s), halifeler ve hilafetleri hakkýndaki görüþlerini açýk bir þekilde beyan etmiþtir ki bunlarý ve Hz. Ali'nin onlar hakkýndaki tutumunun nedenlerini, kendi dilinden geniþ bir þekilde öðrenmek istiyorsanýz, "Sorular ve Cevaplar" bölümündeki 16 ve 18 numaralý sorularýn  cevabýna müracaat  edin.

 

3. sorunuzdaki tespitinize de þaþýrmamak elde deðil.  Sen hangi mücadeleden bahsediyorsun muhterem? Tarih boyunca, ta Emevilerin zamanýndan baþlamak üzere, daima zâlimlerin, sultanlarýn karþýsýnda durup, hiçbir zaman çoðunluk deyip onlarýn sultalarýný kabul etmeyen ve sürekli Ehl-i Beyt'in yanýnda ve çizgisinde onlara karþý mücadele eden Ehl-i Beyt aþýðý Þii Müslümanlar deðil mi? Buna karþýlýk bu zalim sultanlara karþý Ehl-i Sünnet camiasýnýn herhangi bir ayaklanma ve karþý koymasýný gösterebilir misiniz? Zalim emirlere karþý kýyam etmeyi yasaklayan bizzat Ehl-i Sünnet düþüncesi deðil mi? Hemen inkâra kalkýþmayýn aziz kardeþim; biz ezbere konuþmuyoruz. Ýþte size tarih ve iþte size deliller; hem de en muteber bilinen kaynaklardan:

 Sahih-i Müslim ve Sünen-i Beyhakî'de, Hüzeyfet-ül Yemân'a isnaden þöyle rivâyet edilmiþtir: "Dedim 'Ya Resulallah, biz þer içerisindeydik; Allah þimdi içinde bulunduðumuz hayrý bize nasip etti; acaba bu hayrýn ardýndan bir þer olacak mý?' Buyurdu: 'Evet.' Ben, 'O þerrin ardýndan yine hayýr olacak mý?' diye sorduðumda, yine 'Evet' diye cevap verdi. Tekrar sordum: 'Bu hayrýn ardýndan bir þer olacak mý?' Yine 'Evet' cevabý verince, 'Bu nasýl olacak?' diye sordum. Þöyle buyurdu: 'Benden sonra, benim hidayetime uymayan, Sünnetimi takip etmeyen Ýmâmlar türeyecektir; onlar içerisinde öyle kimseler bulunacaktýr ki insan þeklinde olan bedenlerindeki kalpleri týpký þeytanlarýn kalbi gibi olacaktýr.' Ben 'Öyle bir zamaný idrak edersem, ne yapmamý tavsiye edersin ya Resulallah?' diye sordum; þu cevabý verdi: 'Emiri dinleyip itaat edeceksin; hatta sýrtýna bile vursa; malýný dahi elinden alsa; dinle ve itâat et!!" (Sahih-i Müslim -Arapça metin-, C.2, S.119, Sünen-i Beyhakî, C.8, S.157)   

Yine ayný kaynaklarda, Avf b. Mâlik El-Eþcaî'den þöyle nakledilmiþtir: "Resulullah'ýn (s.a.a) þöyle buyurduðunu duydum: 'En iyi Ýmâmlarýnýz, o kimselerdir ki siz onlarý seversiniz, onlar da sizi; siz onlara salat edersiniz onlarda size. En kötü Ýmâmlarýnýz da o kimselerdir ki siz onlara buðz edersiniz onlar da size; siz onlara lanet edersiniz, onlar da size.' Biz, 'Ya Resulallah dedik, böyle bir durumda onlarla mücâdele etmeyelim mi?' 'Hayýr buyurdu, namazý aranýzda ikame ettikleri müddetçe böyle bir þeye kalkýþmayýn. Þunu bilin ki kimin üzerine birisi hüküm sahibi olur da o hakimin Allah'a karþý bir isyânýný görürse, onun bu isyanýný sevmesin, ama itâat etmekten de elini çekmesin!!" (Sahih-i Müslim, C.2, S.122, Sünen-i Beyhakî, C.8, S.159)

Ayný kaynaklarda yine þöyle nakledilmektedir: "Seleme b. Yezid El-Cu'fî Resulullah'a bir soru yönelterek þöyle dedi: 'Ya Resulallah, eðer bizim baþýmýza, bizden haklarýný isteyen, ama bizim hakkýmýzý vermeyen emirler hakim olursa, ne yapmamýzý emredersiniz?' Râvi diyor, Peygamber (bir rahatsýzlýk ifadesi olarak) ondan yüzünü çevirdi. Sonra, soruyu tekrar edince, Allah Resulü þöyle buyurdu:  'Dinleyin ve itâat edin; onlarýn yaptýklarýnýn sorumluluðu onlara, sizin yaptýklarýnýzýn sorumluluðu da size aittir." (Sahih-i Müslim, C.2, S.119, Sünen-i Beyhakî, C.8 S.158)          

Bir de Mikdâm isminde birisinden þöyle rivayet etmiþlerdir; Resulullah buyurdu ki: "Emirlerinize itâat edin; ne olularsa olsunlar! Eðer onlar benim söylediklerimi size emrederlerse, hem onlar bundan ecir alýrlar, hem siz itâatinizden dolayý mükafatlandýrýlýrsýnýz. Þayet benim emretmediðim þeyleri size emrederlerse, bunun sorumluluðu onlara aittir ve siz bundan berisiniz. Zira siz Allah'ý mülakat ettiðinizde diyeceksiniz: 'Ey Rabbimiz, zulüm yoktur.' Allah da 'Evet zulüm yoktur' buyuracaktýr. Siz 'Ey Rabbimiz diyeceksiniz, sen bize peygamberler gönderdin; biz de senin izninle onlara itâat ettik; sonra bize halifeler seçtin; biz de senin izninle onlara it1at ettik; ardýndan baþýmýza emirler getirdin; biz de onlara itâat ettik.' Allah da 'Doðru söylediniz; bunun sorumluluðu o (zalim emirlere) aittir ve siz bundan berisiniz (bir sorumluluðunuz söz konusu deðildir)." (Sünen-i beyhakî, C.8, S.159)

Yine söz konusu kaynakta Süveyd b. Gafele'den þöyle nakletmektedir; Ömer b. Hattap bana dedi ki: "Ey Eba Ümeyye, belki de sen benden sonra yaþarsýn; o zaman Ýmâma itâat etmelisin; hatta Habeþî bir köle bile olsa; sana vursa da sabret; emretse de sabret; seni (bir þeylerden) mahrum býraksa da sabret; sana zulmetse de sabret; eðer dininde noksanlýk yaratacak bir þeyi sana emrederse de ki: 'Duydum ve itâat ettim...!!" (Sünen-i Beyhakî, C.8, S.159)

Bu hadisler bir tane, iki tane deðil, burada hepsini veremiyeceðimiz kadar çoktur; daha fazla isterseniz örneðin Sahih-i Müslim'in þu bablarýna bakabilirsiniz: Hüküm sahipleri zulmettiðinde sabra emir babý. Haklarý zayetseler dahi emirlere itâat babý. Fitne zamanlarýnda ve her halükarda Müslümanlardan ayrýlmamanýn farziyeti ve itâatten çýkmanýn haramlýðý babý.

Yine Kenz-ül Ummâl'ýn örneðin þu yerlerine bakabilirsiniz: C.1, S.104, C.4, S.373-374, C.5, S.751, C.11, S.210, C.6, S.458.

Þunu da eklemekte fayda vardýr ki Müslim'i þerh eden Ýmam Nevevî bu hadisleri þerh ederken açýkça þöyle diyor: "Ehl-i Sünnet ve Cemaat itikadýna göre, kýlýç ve galebe yoluyla Müslümanlarýn baþýna geçen zalim emire karþý kýyam etmek caiz deðildir. Müslümanlara düþen onu nasihat etmektir...

 

4. sorunun cevabýnda þunu arz etmeliyiz ki biz Allah dostlarýnýn hatýralarýnýn yaþatýlmasýný Ýlahi þiarlarýn yüceltilmesi olarak görüyoruz. Kur'an-ý Kerim de, "Kim Allah'ýn þiarlarýný tazim ederse, bu kalplerin takvasýndandýr." (Hac, 32) buyurmaktadýr. Bunun sakýncalý olduðuna dair hiçbir sahih hadis de nakledilmemiþtir. Ýbn-i Teymiye gibilerin temessük ettikleri bazý zayýf rivayetleri de sahih olarak kabul etmiyoruz. "Kabirleri tavaf ediyorsunuz" sözünüz ise bir iftiradan baþka bir þey deðildir. Eðer insanlarýn o mezarlarýn ziyaretine gidip oralarda onlara selam vermelerini, Fatiha ve Kur'an okumalarýný, Allah-u Teala'ya o mukaddes mekanlarda ibadet etmelerini kastediyorsanýz, bunu biz þirk deðil, bizatihi Hak Teala'ya ibadet olarak görüyoruz. Kaldý ki bu iþleri sadece Þiiler deðil, çoðu Sünniler de yapmaktadýrlar. Her yýl milyonlarca Müslüman'ýn Medine'de Allah Resulü'nün (s.a.a) ziyaretine gitmelerini, Vahhabi zihniyetli insanlarýn dýþýnda kimse yadýrgamamaktadýr.  Yine mezarlarý süsleyenler sadece Þiiler deðildir. Bir çok Sünni þahsiyetin mezarlarýnýn durumu ve oralara yapýlan ziyaretçi akýnýný, duyduklarýyla yetinen, etrafýndan habersiz, zavallý insanlarýn dýþýnda bilmeyen yoktur. Örneðin Irak'a gidip de Baðdat'ta Ýmam Ebu Hanife ve Abdulkadir Geylani'nin mezarlarýnýn bulunduðu yeri yakýndan görenler, bunu çok iyi bilirler. Yine fazla deðil, bir asýr öncesine kadar, Medine'de Cennet-ül Baki' mezarlýðýnda yatan Ýslam büyüklerinin türbeleri üzerinde yapýlan muhteþem, kubbeli, minareli türbeleri, tarihten az buçuk haberi olanlar  kesin biliyorlar. Hatta bunlarýn fotoðraflarý bile hala mevcuttur. Ancak o mukaddes topraklardaki Vahahbi istilasýndan sonra bunlar yerle bir edilmiþlerdir. Kaldý ki sadece bu deðil, Resulullah da dahil herhangi bir kimsenin mezarýnýn ziyaretine giden her kes Ýbn-i Teymiye'ye göre müþriktir!! Nitekim hacca gidenler, her yýl Vahhabilerin mukaddes mekanlarýn ziyaretçilerine Þii, Sünni demeden nasýl muamele ettiklerini ve onlarý nasýl þirkle suçladýklarýný yakýndan görmektedirler. Bilmiyorsanýz, gidenlere sorun, anlatsýnlar size!

 

5. sorunuzda Ýmam Cafer-i Sadýk'tan naklettiðiniz söze gelince, biz bunun kesinlikle bir iftira olduðunu biliyoruz. Siz eðer samimi iseniz, Þii kaynaklardan bu konuda belge gösterin (bizim ihtilafi konularda bizzat sizin kaynaklarýnýzdan delil ve belge gösterdiðimiz gibi). Yoksa bazý Sünni kaynaklarýn yazdýðýna bakarsan, Hz. Ali 1. Halife'nin  hilafete seçildiðini duyduðunda, elindeki þalvarýný evde giymeði bile beklemeden, koþa koþa mescide gelmiþ ve halifeye biat etme þerefine nail olmuþtur!!! Oysa onlarca Sünni ve Þii kaynaðýn yazdýðýna göre Hz. Ali en az altý ay halifeye biat etmemiþtir.

 

6. sorunuza gelince, muhterem kardeþim, siz bir kere her þeyden önce, bu mektepteki Ýmamet inancý ve bu mektebin bu meseleye bakýþ tarzýný ve imamet ve Ýmamý Ýslam'ýn neresini koyduðunu, öðrenmeniz lazým. Aksi takdirde biz bunu size nasýl anlatabiliriz ki? Fakat þu kadarýný bilmelisiniz ki bu mektepte, imamet olayý, (Ehl-i Sünnet'te olduðu gibi) bir muhtarlýk veya en fazlasý bir Cumhurbaþkanlýðý gibi bir þey olarak görülmüyor. Yani siyasi yönetim, imametin çok küçük bir boyutudur. Nitekim Hz. Ali'nin ve Ýmam Hasan'ýn dýþýnda hiçbir Ehl-i Beyt imamýnýn siyasi yönetime gelmelerine zalimler ve halife maskeli sultanlar izin vermemiþ ve sürekli ya zindanlarda veya þiddetli baskýlar altýnda onlarý tutmaya çalýþmýþlardýr. Buna raðmen onlar Ýmamdýlar ve olmalarý, alem-i vücutta bulunmalarý bir zaruretti. Tabi bunun geniþ açýklamalarý ve delilleri ilgili kaynaklarda geniþ bir þekilde açýklanmýþtýr. Siz eðer oralara baþ vurup bu konuyu bu mektebin perspektifinden incelerseniz, artýk bu soruyu sormanýza bile hacet kalmayacaktýr. Ama Sünni kardeþlerimizin çoðunun bu olaylara yaklaþýmý, ayný Mevlna'nýn Mesnevi'de anlattýðý karanlýkta filin tarifine benziyor!

Bir de sizin ortaya koyduðunuz bu mantýða dayanarak soruyoruz, Allah Resulü'nün (s.a.a) zamanýnda, efendimizi görmeyen binlerce Müslüman, ona nasýl biat etmiþtir dersiniz?! Örneðin Veysel Karani hazretleri biatsiz mi ölmüþtür acaba? Siz buna ne cevap verirseniz, bizim de cevabýmýz ayný olacaktýr.

 

 
Site içi Arama


 

 

 

 

Go to top of page  Ana Sayfa | Kitap Listesi | Kıble Dergisi | Makaleler | Kadin ve Aile | Cocuklar Îçin | Soru Ve Cevap | Yazarlarımız |
Kur`an | Hadisler | Dualar | Şiirler | Ses ve Video | Programlar | Linkler  |  Îletişim için |

Copyright© 2000 Kevser Yayinlari Internet Hizmetleri. Tüm Haklari Saklidir Ayrintili bilgi almak için veya bize her konuda yazmak için, paragonxx@yahoo.de  'e mesaj yollayiniz. WWW.KEVSERNET.COM