Advertisement

KEVSER YAYINCILIK

  Ana Sayfa / Soru ve Cevaplar

 

Bugün :  

Sık Kullanılanlara Ekle

 

Başlangıç Sayfası Yapın

 
 

Bismillahirrahmanirrahim

 

Soru 355: Bazıları şu anda yaşayan insanlardan iman derecesi ne olursa olsun en küçük sahabeye bile yetişemeyeceğini söylüyorlar; bununla ilgili hadislerden delil getiriyorlar. Ben ise birçok kişinin sahabe olup ta takvaca şimdiki insanlardan daha geride kaldıklarına inanıyorum. Bu düşüncemi delillendiremiyorum veya yanlış mı düşünüyorum?

 

Cevap: Bu söz bir kere İslam ve Kur’an’ın ortaya koyduğu kesin prensiplere ve ilahi adalete terstir. Kur’an-ı Kerim kesin bir dille hiçbir ayrım yapmadan bakın ne buyuruyor:

“Erkekten ve dişiden, mümin olarak kim iyi amel işlerse muhakkak onu güzel bir hayat ile yaşatacağız ve yapmakta oldukları amellerin daha güzeliyle mükâfatlarını elbette vereceğiz.” (Nahl, 97)

Yine şöyle buyuruyor:

“Şüphe yok ki müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mümin erkeklerle mümin kadınlar, itaat eden erkeklerle itaat eden kadınlar, sadık erkeklerle sadık kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, mütevazı erkeklerle mütevazı kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkeklerle ırzlarını koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkeklerle Allah-'ı çok zikreden kadınlar var ya, işte onlar için Allah bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” (Ahzap, 35)

Yine şöyle buyurmaktadır:

“Sizin Allah indinde en üstününüz, en takvalı olanınızdır.” (Hucurat, 13)

Buna benzer onlarca ayet vardır Kur’an’da. Hepsinde de hiçbir ayrım yapılmadan, bu özelliklere sahip olan her kesin Allah katında vaad edilen İlahi lütuflara ulaşacakları vurgulanmaktadır. Elbette insanların katlandıkları zahmetler, ihlas ve takva ölçülerine göre makamlarının da farklı olacaklarını da yine Kur’an’dan öğrenmekteyiz. Ama sırf Peygamber’in (s.a.a) sahabisi oldukları için, başkalarından üstün olduklarını söylemek, mantıksız olmakla birlikte bizzat Kur’ani verilere terstir. Hiçbir Kur’an ayetinde sahabenin sırf sahabe oldukları için başkalarından üstün olduklarına dair bir açıklama gösterilemez. Tam tersine onların sorumluluklarının başkalarından daha ağır olduğunu anlıyoruz Kur’an’dan. Örneğin Resulullah’ın hanımları hakkında (ki sahabi olmakla birlikte Peygamber eşi ve mu’minlerin anneleri olma özelliğine de sahiptirler) Kur’an şöyle buyurmaktadır:

"Ey peygamberin kadınları, kim sizden açık bir çirkinlikte ve utanmazlıkta bulunursa onun azabı iki kat olarak artırılır; bu, Allah'a pek kolaydır. Ama kim de sizden, Allah'a ve Resulü'ne gönülden itaat eder ve salih bir amelde bulunursa, ona da ecrini iki kere veririz, ve biz ona üstün bir rızık da hazırlamışızdır. Ey peygamberin kadınları! Siz diğer kadınlar gibi değilsiniz..." (Ahzab, 30-32)

 Görüldüğü gibi Resulullah’ın hanımları hakkında dahi Allah-u Teala değil bir ayrıcalık tanıma, tam tersine sorumluluklarının daha ağır olduğunu ve yaptıkları yanlış ve çirkinliğe karşılık, başkalarına nazaran veballerinin iki kat daha ağır olduğunu vurgulamaktadır. Artık başka sahabenenin durumunu buradan kendiniz anlayabilirsiniz.

Eğer gerçekten sahabe hakkında iddia edilenler doğru olsaydı, şu hadislerin bir anlamı olur muydu? Buhari başta olmak üzere Ehl-i Sünnet’in en muteber kaynaklarında bazı sahabenin Kıyametteki durumu hakkında Resulullah’tan aynen şöyle nakledilmektedir:

"Kıyamet günü Ashâbımın önde gelenlerinden bazısını getirip amel defteri siyah olanlarla birlikte haşredecekler. Ben "Allah'ım! Onlar benim Ashâbım!" dediğimde, şu cevabı duyacağım: "Senden sonra bu Ashâbının neler yaptıklarını bilmiyorsun!" O zaman ben de o salih kulun sözlerini (Mâide, 117'de Hz. İsa'nın (s.a) sözü kastediliyor) tekrarlayacak "..Ve ben aralarında bulunduğum sürece amellerine şahittim onların, beni aralarından aldıktan sonra de kendin şahid oldun" diyeceğim. Bunun üzerine bana şöyle denilecek: "Sen aralarından ayrılır ayrılmaz bunlar mürted olup dinden çıktılar ve eski hallerine döndüler"[1]

Bir diğer rivâyette de şöyle geçer:

"Kevser havuzu kenarında Ashâbımdan bazılarını bana getirirler. Ben onları tanıyınca -kim olduklarını onaylayınca- onları benden ayırıp götürürler. O zaman ben "Ya Rabbim! Ashâbımdı onlar..." dediğimde "Senden sonra onların neler ettiğini bilmiyorsun..." denilir bana"[2]

Sahih-i Müslim'de de Hz. Resulullah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğu kayıtlıdır:

"Kevser havuzu kıyısında, Ashâbım ve arkadaşlarımdan bazısını bana getirip gösterirler; ben hepsini birer birer tanıdıktan sonra onları alıp götürürler. O zaman ben "Allah'ım! Onlar benim Ashâbımdı" derim ve şu cevabı duyarım: "Bunların senden sonra neler ettiğini bilmezsin!.."[3]

Dikkat edin, Allah Resulü hadiste bizzat “ashabımın önde gelenlerinden bazısı” buyurmaktadır. Yine onları tanıdığını vurgulamaktadır. Dolayısıyla bazılarının “bunların sonradan Ebubekir zamanında mürted olan bazı uzak kabileler hakkında olduğu” iddiası tamamen yersiz ve delilsiz bir iddiadır. 

Böyle bir şeyin mantığı var mı ki Allah-u Teala kitabında “Kim zerre kadar hayır işlese de onu-karşılığını görecek, zerre kadar kötülük işlese de” (Zilzal suresi) buyursun; ondan sonra da ey Peygamber’in sahabesi, sizler rahat olun. Ne yaparsanız, yapın, Allah size ayrıcalık tanıyıp, yaptığınız kötülükleri görmezden gelecek veya az ve değersiz ameliniz de olsa, sahabi olmanızdan dolayı sizi başkalarından üstün tutacak, ne kadar da amelleri sizden fazla olursa olsun?!! Kendisini bize adil olarak tanıtan Rabbimize biz böyle bir şeyi yakıştırma tutarsızlığına, hatta küstahlığına düşmeyiz. Ama birileri bunu yapmayı kendilerine yedirebiliyorlarsa, varsın yapsınlar.

Kaldı ki bizzat Sünni kaynaklarda dahi nakledilen bazı hadislere göre ahıruzzamanda gelecek olan ve Resulullah’ı görmeden kâğıt üzerindeki yazıya dayanarak ona iman edenleri Allah Resulü kendi zamanındakilerden üstün tutmuş ve onlar hakkında “Merhabalar olsun benim kardeşlerime” buyurarak taltif ve teşrifte bulunmuştur.

 

Bütün bunları dikkate aldığımızda açık bir şekilde anlaşılıyor ki iddia edilen söz konusu rivayetler sahabi ismini taşıyan bir takım kimselerin adam öldürme, zina, şarap içme gibi yüzlerce pisliklerinin üstünü örtmek ve onları temize çıkarmak için Peygamber’in (s.a.a) diline uydurulan iftiralardan başka bir şey değildir.

Son olarak şu noktayı da eklememiz gerekir ki biz kendi iddiamızı Kur’an ayetlerine ve müşterek (Şia ve Sünni’nin ortaklaşa naklettiği) hadislere dayandırmaktayız. Aksini iddia edenler de eğer samimi iseler, aynı şeyi yapsınlar. Yani iddialarını Kur’an ayetlerine ve iki tarafın da kabul ettiği hadislere dayandırsınlar. Yoksa Emevilerin uydurup da kaynaklarına sızdırdığı tek yanlı hadislere değil.


 

[1] - Sahihi Buhâri, Maide Suresi tefsirinde "... ve konto eleyhim şehiydâ..." babında ve Kitab'ul Enbiya "... ve ittehazallahi..." babında ve Sahihi Tirmizi "Saffet-ul Kıyame" ve "...Macâe fî şa'nul Heşr..." babları ve Tâhâ Suresi tefsiri kısmında.

[2] - Sahihi Buhari, Kitab'ul Rıkâk, Fi'l Howz bâbı C.4, S.95 ve kitab'ul Fiten "macâe fi kavlillah-i Teala" babı ve Sünen-i İbni Mâce, kitab-ı Menâsık, "hutbe't-i yevminnehar" babı 5830. hadis ve: Müsned-i Ahmed, C.1, S.453 ve C.3, S.28 ve C.5, S.48.

[3] - Sahihi Müslim, kitab-il Fezâil, "İsbât-ı harz-ı nebiyyina" babı C.4, S.1800, 40. hadis.

 

 

 
Site içi Arama


 

 

 

 

Go to top of page  Ana Sayfa | Kitap Listesi | Kıble Dergisi | Makaleler | Kadin ve Aile | Cocuklar Îçin | Soru Ve Cevap | Yazarlarımız |
Kur`an | Hadisler | Dualar | Şiirler | Ses ve Video | Programlar | Linkler  |  Îletişim için |

Copyright© 2000 Kevser Yayinlari Internet Hizmetleri. Tüm Haklari Saklidir Ayrintili bilgi almak için veya bize her konuda yazmak için, paragonxx@yahoo.de  'e mesaj yollayiniz. WWW.KEVSERNET.COM