Bismillahirrahmanirrahim
Soru
309:
Fâtır Suresinin 45. ayeti: "Bununla beraber Allah,
insanları kazandıkları (günahlar) yüzünden hemen
yakalayıverseydi, yeryüzünde hiçbir canlı
bırakmazdı. Fakat onları belli bir süreye kadar
erteliyor. Nihayet ecelleri gelince, gereğini
yapar. Şüphe yok ki Allah, kullarını görmektedir."
Sorulan soru
şu: Bu ayette madem hiç bir canlının
bırakılmayacağı söyleniyor, demek ki tüm insanlar
günah işliyor. Bu da masumların olmadığını
göstermiyor mu? Eğer masumlar olsaydı "hiçbir
canlı bırakmazdı" denmezdi.
Cevap:
Muhterem kardeşim, bu
ve benzeri ayetlerde geçen tabirlerden kastedilen
insanların çoğunluğudur. Bu tür tabirler, ürfi
tabirlerdir. Ürf hemen her konuda çoğunluğun
durumunu dikkate alarak hükmü ve tabiri
genelleştirir. Mesela “insanlar gafildir”,
“insanoğlu nankördür” gibi tabirler sık sık
kullanılıyor. Bunun anlamı “çoğunluk böyledir”
demektir, “istisnasız her kes böyledir” demek
değildir. Her hükmün istisnaları mutlaka vardır.
Şimdi konunun daha iyi anlaşılması için. Benzer
bir ayeti de ilave etmek istiyorum:
“Yaptıklarının bir kısmını tatsınlar diye
insanların kendi ellerinin kazandığı şeyler
yüzünden karada ve denizde fesat ortaya çıktı.
Umulur ki onlar hakka dönerler.”
(Rum, 41)
Görüldüğü
gibi ayet-i kerimede karada ve yerde fesadın
çıkmasını bütün insanlara isnad etmiştir. Şimdi
bütün insanların istisnasız (hatta peygamberlerin
dahi) sözü edilen fesada sebebiyet verdiklerini
söylemek makul mü? Açıktır ki hayır. İnsanların
çoğunluğunun durumu bu olduğu için ürfi bir tabir
olarak olay insanların geneline isnad edilmiştir.
Zaten Fatır
suresinin 32. ayetinde insanların üç kısma
bölünüşü de bunun bir başka açık kanıtıdır:
“Sonra biz
o kitabı kullarımızdan süzüp seçtiklerimize miras
bıraktık. Onlardan da nefislerine zulmeden var,
orta yolu tutan var, Allah'ın izniyle hayırlarda
ileri geçenler var. İşte bu büyük lütuftur.”
(Fatır, 32)
|