Bismillahirrahmanirrahim
Soru 298:
Bir ateist sitede gördüğüm bir eleştiriyi size
aktarıyor ve cevabınızı rica ediyorum. Kur’an’daki
bir ayetten hareketle şöyle yazmışlar:
“Melekler ve Ruh (Cebrail), ona,
süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir.”
(Mearic Suresi, 4)
Bu Kuran ayeti der ki; Cebrail'in
Allah katına çıkıp inmesi, Allah katında bir güne
denk fakat, Dünya zamanı ile 50.000 yıl sürer.
Şimdi hesaplayalım.
Kuran 610 civarında geldiğine göre,
Cebrail'in Hira mağarasına ulaşabilmesi için Allah
katından; MÖ 49.390 yılında yola çıkmış olması
gerekiyor. Buradan önemli bir sonuç çıkıyor; Demek
ki; Tevrat ve İncil'i Cebrail getirmiş olamaz,
Çünkü Cebrail'in o sıralar yolda olması gerekiyor.
Örneğin İncil ve Kuran arası 600 sene, Cebrail
İncili getirip, geri dönse ve hiç oyalanmadan geri
gelse arada minimum 100.000 sene geçmesi gerekir.
Şöyle bir olasılık olabilir mi? Cebrail Dünya'ya
varmış, Tevrat'ı, İncil'i ve Kuran'ı tebliğ ettiği
yaklaşık 3.000 sene boyunca dünyada beklemiştir.
Bu sefer de söyle bir sorun var; Beklediğine göre,
demek ki diğer kitapların geçersiz olacağı ve yeni
kitap gönderileceği önceden biliniyor olmalı.
Diyelim ki Cebrail, Ayet'i tebliğ etti ve geri
dönüşe geçti. Allah katına ne zaman varacak?
Kuran'dan bu yana 1.400 sene
geçtiğine göre, demek ki 48.600 sene daha yolu
var.
Bizim takvimle
50.600 yılında Cebrail Allah katına ulaşacak. Yani
yeni bir Ayet için Cebrail'in dünyaya geri
ulaşması en azından 100.600 senesine denk gelir.
Cebrail, iniyor ve çıkıyorsa, Allah belli bir
yerde ve yukarılarda olmalı değil mi? O halde
süre'yi bildiğimize göre, Allah katı ile dünya
arasındaki mesafeyi ölçebilmemiz için tek bilmemiz
gereken Cebrail'in hızıdır. Eger Cebrail ışık
hızında gidiyorsa, basitçe Allah katı'nın bize
uzaklığı 50.000 Işık yılı olmalıdır (Yaklasik 475
trilyon km). Oysa bu Evren için çok küçük bir
ölçü, çünkü Andromeda bile 4 milyon ışık yılı
uzaklıkta. Hem bize bu kadar yakın olsa, Allah
katının Evren'in içinde bir yerlerde olması
gerekmez mi? O zaman da sorarlar, kardeşim Allah,
yarattığı Evren'in içinde nasıl olabilir? Allah,
yarattığı Evrenden küçük müdür? Veya yarattığı
Evren'in içine girmeyi nasıl becermiş diye, Evren
yokken neredeydi diye? Peki farzedelim, Evrenin
dışında bir yerlerde. Şimdi süreyi bildiğimize
göre ve Evren'in boyutlarını bildiğimize göre
Cebrail'in minimum hızını bulabiliriz. Evren'in en
uzun kesiti 125 milyar ışık yılı. Cebrail'in bunu
50.000 senede kat edebilmesi için hızı saniyede
76.000.000.000 km olmalıdır. Yani Işık hızının tam
253.000 katı bir hızla gitmeli. Peki, oraya bir
gecede gidip dönebilmek için gerekli hız nedir? Bu
hız Cebrail'den 100 milyon kez daha hızlı olmalı.
Yani ışık hızının 25 trilyon katı bir hız...
Peygamber'in Miraç'a çıkması olayı için böyle bir
hız gereklidir. Peki, peygamber aynı gece içinde
Allah katına gidip dönebiliyorsa, Cebrail neden
50.000 sene uğraşıyor? Cebrail neden bu kadar
yavaş? Şimdi, başka bir sorun var. Bizim dinciler
der ki; 'Evren genişliyor ve bu Kuran'da
bildirilmiştir' Eğer, Evren genişliyorsa; Dünya ve
Allah katı arasındaki mesafenin de genişlemesi
gerekmiyor mu? Yani Allah katı giderek bize
uzaklaşıyor olmalı değil mi? Galaksiler bilindiği
gibi, birbirinden ışık hızına yakın hızlarla
uzaklaşıyor. Peki bu durumda aradaki mesafe hep
arttığından Cebrail'in her gidiş gelişinde,
süre'nin veya hızının, bir tanesinin değişmesi
gerekmez mi? Kur’an evrenselse ve Cebrail bu
mesafeyi hep 50.000 yılda inip, çıkıyorsa, Evren
genişledikçe hızını arttırması gerekmez mi?
Tersine evren büzülmeye başladıkça da 50.000 yılı
doldurmak için hızını düşürmeli değil mi? Buradan
bir sonuç daha çıkıyor. Cebrail mutlaka ışık
hızının üzerinde olmalı. Evren, ışık hızına yakın
bir hızda genişlediğine göre, Cebrail düşük
hızlarla giderse, asla gideceği yere
ulaşamayacaktır. Çünkü o yol aldıkça, varış hedefi
çok daha hızlı uzaklaşacaktır. Bu arada Cebrail'in
yönünü tayin, varış hedefini bulma, Evren'in
genişleme hızını bilebilme ve buna göre kendi
hızını ayarlama yetenekleri var mıdır? Yoksa bu
merkezden otomatik mi ayarlanır bunları henüz
bilemiyoruz. Ve Cebrail, 50.000 yıl sonra (MS
50.600) Allah katına ulaştığında, Allah katında
sadece bir gün geçmiş olacak.
Cevap:
Muhterem kardeşim, yazdığınız çıkarımlar, tamamen
yanlış bir varsayım üzere kurulmuştur. Ve yazıyı
yazan zavallı kim ise, boş yere hayali ve yanlış
bir algılama veya aktarımdan hareketle, aklınca
dindarları zor durumda bırakacak ve onları alay
konusu yapacak sonuçlar çıkarma zahmetine
düşmüştür (!) (Tabi sizin bir suçunuz yoktur, siz
sadece ravisiniz; bu aktarımla bir yanlışın
düzeltilmesine de yardımcı olduğunuz için Allah
razı olsun; belki sizin gibi birçok kimse de
konudan haberdar olmadığı için kafası
karışmıştır.)
Kısacası eğer bu
ayet dünya ve dünya hayatıyla ve Resulullah’a
vahiy indirilmesiyle ilgili olsaydı, eleştiri
belki yerinde olabilir ve bu vatandaşımızın
zahmeti de boşa gitmezdi (!) Ama devamındaki
ayetlere dikkat edildiğinde ayetin Kıyamet ve
mahşer günüyle alakalı olduğu açık bir şekilde
görülecektir. Dolayısıyla ayetin tercümesi de
yanlış yapılmıştır. Yani “Ta’rucu” kipi Arapça
gramerine göre muzari bir fiildir ve geniş zaman
manasına geldiği gibi gelecek zaman manasını da
verir. Şu halde aşağıda zikredeceğimiz karine ve
delillere dikkat edilirse, manası sizin yazdığınız
gibi “çıkabilmekte” değil, “çıkacaktır” olmalıdır.
Ben Önce verdiğiniz ayetle birlikte devamında
gelen ayetlerin de mealini verip daha sonra
açıklamasına geçeceğim inşaallah:
4- Melekler ve Ruh miktarı elli bin
yıl süren bir gün içinde ona çıkacaklardır.
5- O halde güzel bir sabır ile
sabret.
6- Çünkü onlar onu (Kıyamet gününü)
uzak görürler.
7- Biz ise onu yakın görüyoruz.
8- O gün gök erimiş bir maden gibi
olur.
9- Dağlar da atılmış renkli yün
gibi olur.
10- Dost dostun halini soramaz.
11- Birbirlerine gösterilirler.
Suçlu o günün azabından kurtulmak için fidye
vermek ister; oğullarını,
12- Eşini ve kardeşini,
13- Kendisini barındıran, içinde
yetiştiği tüm ailesini,
14- Ve yeryüzünde bulunanların
hepsini ki, tek kendini kurtarabilsin.
15- Hayır, o alevlenen bir ateştir.
16- Derileri kavurur, soyar.
Görüldüğü gibi bu ayetlerdeki
ifadeler açıkça “o gün”den maksadın, Kıyamet günü
olduğunu gösteriyor. Bu karinelerden bazıları
şunlardır:
a) “Onlar onu uzak görürler, biz
ise onu yakın görüyoruz.” Bu cümlede, vuku bulmuş
bir olaydan değil, vuku bulacak bir olaydan
bahsediliyor, o da Kıyamet günüdür ki kâfirler onu
uzak görüyor ve “O ne zaman olacak?” diye
soruyorlardı. Allah-u Teala da “Deki yakın olması
gerekir” cevabını vermesini istiyor Resulü’nden.
Bunu İsra suresinin 51. ayetinde şöyle beyan
ediyor:
"İsterse gönlünüzde büyüyen başka
bir yaratık olun, (Muhakkak öldürülecek ve
diriltileceksiniz.) "Onlar: "Bizi kim tekrar
diriltecek?" diyecekler. De ki: "Sizi ilk defa
yaratmış olan o kudret sahibi." Sana başlarını
sallayarak: "Ne zamandır bu." diyecekler. De ki:
"Yakın olması gerekir!"
Benzer bir ayet ise Ahzap suresinde
geçmektedir:
“İnsanlar sana kıyamet saatini
soruyorlar. De ki: "Onun ilmi ancak Allah'ın
nezdindedir. Ne bilirsin belki Kıyamet yakında
olur." (Ahzap, 63)
b) Devamındaki ayetlerde Kıyametin
nasıl kopacağını ve o günün arefesinde vuku
bulacak bazı ilginç olayları sıralıyor:
“O gün gök erimiş bir maden gibi
olur. * Dağlar da atılmış renkli yün gibi olur.”
Bunların Kıyametin kopacağı günle
ilgili olduğu gün gibi aşikârdır.
c) Ardından da Kıyamet koptuktan
sonraki durum hakkında ve insanların o günkü ruh
halleriyle ilgili bilgi veriyor:
“Dost dostun halini soramaz. *
Birbirlerine gösterilirler. Suçlu o günün
azabından kurtulmak için fidye vermek ister;
oğullarını, * Eşini ve kardeşini, * Kendisini
barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini, * Ve
yeryüzünde bulunanların hepsini ki, tek kendini
kurtarabilsin. * Hayır, o alevlenen bir ateştir.
* Derileri kavurur, soyar.”
Artık bu açıklamaların Kıyametle
ilgili olduğunu söylemeye bile gerek yoktur
herhalde.
Demek ki Cebrail’in (a.s) ve diğer
görevli meleklerin, ilahi emirleri telakki etmek
için o gün makamı kurbi ilahiye yükselmeleri dünya
hesabıyla 50 bin yıl sürecektir. Elbette bir diğer
ayette (Secde, 5) bin yıl rakamı verilmektedir ki
bu ayetle bir çelişkisi yoktur. Zira Hz.
Emirü’l-Mu’minin Ali’den (a.s) nakledilen bir
hadiste bu şöyle açıklanmıştır: “Kıyamet gününün
50 durağı vardır ki her durakta bekleme süresi bin
yıldır.” (Nuru’s-Sekaleyn Tefsiri, c. 5, s.413)
Tabi Allah (c.c) bu emirlerini bir anda da
meleklerine ulaştırabilir. Ancak bunu belki de
kafir ve zalimlere bir ceza mahiyetinde
gerçekleştiriyor. Tıpkı bir kimsenin büyük bir
makamla görüşmek istediğinde, eğer istenmeyen bir
kimse ise, tahkir maksadıyla uzun zaman kapıda
bekletilmesi gibi.. Belki de başka sebepleri
vardır ki bize meçhuldür; yüzlerce, binlerce belki
milyonlarca şeyin bize meçhul kaldığı gibi…
Üzerinde durmamız gereken diğer bir
husus şudur ki ister bu dünyada, isterse Kıyamet
gününde meleklerin Kurb-i İlahi’ye
yükselmelerinden maksat maddi ve fiziki bir
yakınlık değil, manevi kurb ve yükselmedir. Zira
mekânı yaratan Allah’ın kendisi her hangi bir
mekânda yer tutmaz; hiçbir şeyle sınırlanamaz…
Resulullah’ın miraca yükselmesindeki durum da
aynıdır. Elbette bunların tasavvur ve idraki bizim
için imkânsızdır.
Şunu da söylememiz gerekir ki
mahşer gününün bu kadar uzun sürmesi kafirler ve
zalimler içindir, mu’minler için değil. Bu ayetler
nazil olduğunda, Müslümanlardan birisi, “Ya
Resulallah dedi, o gün ne kadar da uzun bir
gündür!!” Allah Resulü (s.a.a) cevabında şöyle
buyurdu: “Muhammed’in canını elinde tutan Allah’a
and olsun ki o gün mu’min için hafif ve kolay
olacak; öyle ki ona dünyada kıldığı farz bir
namazdan daha kısa sürecektir!!” (Mecmeü’l-Beyan
Tefsiri, c.10, s.353)
|