Bismillahirrahmanirrahim
Soru-27:
Ehl-i
Beyt'ten nakledilen bir hadiste, “Gadir-i Hum'da
velayeti kabul etmek için çağrıldığı gibi hiç bir şeye
çağrılmamıştır.” diye bir cümle yer almaktadır. Bu cümleyi
biraz açar mısınız?
Cevap-27:
“Gadir-i Hum'da velayeti kabul etmek için çağrıldığı gibi hiç
bir şeye çağrılmamıştır.” ifadesinden maksadı, kısaca şöyle
açıklamak mümkündür: İslam dini çeşitli çağrılardan ibarettir.
Bu çağrıların muhatabı tüm insanlar ve özellikle bu dine
mensup olan Müslümanlardır. Bu çağrılara uymak insanın,
yaratılış gayesi yolunda Allah'ın rızası doğrultusunda hareket
etmesini ve ebedi mutluluğa erişmesini sağlar.
Dini
çağrılardan bazıları diğerlerine nazaran daha önemlidir. Söz
konusu hadiste açıklandığı üzere dinin temel çağrıları beş
şeyden ibarettir. Ama bu beş temel hüküm arasında en önemli
olan çağrı, yani temel inançları benimseyen bir mümine düşen
ilk vazife ve uyulması gereken ilk şey velayettir. Velayet
yani Ehl-i Beyt imamlarını Hz. Muhammed’in vasileri ve Allah
tarafından belirlenmiş imamlar olarak kabul edip onları
kendine önder olarak kabul etmek, dinle ilgili her şeyde
onlara başvurmak, onların koyduğu çerçeve üzere hareket etmek,
davranış ve tutumlarına bu bağlılık çerçevesinde ayarlamaktır.
Ama Gadir-i
Hum, Hz. Peygamber’in son haccında Mekke’den dönerken on
binlerce Müslüman’ı bir araya topladığı yerin adıdır.
Peygamber (s.a.a) bu toplantıda kendi vefatının yakın olduğunu
bildirerek Hz. Ali’yi kendisinden sonra Müslümanların velisi
ve önderi olarak tayın etmiş, iki önemli emanet olarak
kendinden sonra Kur’an ve Ehl-i Beyt’i bıraktığını bildirmiş
ve Müslümanların bu iki değerli emanete sarılmaya davet
etmiştir. Müslümanların velayete uymalarına dair çağrının en
belirgin ve açık şekilde Gadir-i Hum’da yapıldığı için söz
konusu hadiste Gadir-i Hum’da velayete yapılan çağrı ifadesi
kullanılmıştır
|