Bismillahirrahmanirrahim
Soru-269:
Selamun aleykum
Muhterem hocam, sizden beni
reenkarnasyon ve hangi delillere göre batýl bir inanç olduðu
hususunda bilgilendirmenizi istirham ediyorum.
Cevap-269:
Aleykum selam!
Muhterem kardeşim, Reenkarnasyon ölen kişilerin
ruhlarının yeniden dünyaya dönüp başka bedenlerde hayatlarını
sürdürmelerine denir. Yeniden dünyaya döndüklerinde ise önceki
hayatlarında sergiledikleri amel ve tavırlara göre yeni
hayatları şekillenecektir. İyilik ehli olmuş olsalar,
daha
iyi bir vaziyet ve daha güzel bir beden ve daha yüksek bir
dereceyle dönecekler. Ama eğer kötülük ehli imiş veya
eğitilmemiş ve cahil kalmışsa, çalışan-zorluk çeken
hayvanların veya çirkin sürüngenlerin bedenine girerek dünyaya
dönecekler.
Bu düşüncenin batıllığı hem akli delillerle
sabittir, hem de Kur'an ve sünnette dayalı delillerle. Biz
vaktimizin darlığından dolayı bunlardan sadece bir kaçına
değinmekle yetiniyoruz:
1- Aklî Delil:
Bu iddia her şeyden önce Kur'an ve sünnetten
algıladığımız ahiret inancına ve orada vuku bulacak meselelere
terstir. Zira hepimiz biliyoruz ki bu dünyanın ardından bütün
insanlar bu dünyada yaptıklarının karşılığını bulmak için
ebedi olan bir başka dünyaya intikal edeceklerdir. Orada her
kes bu dünyada yaptıklarına göre ya cehennemde azap çekecektir
veya cennetteki ebedi nimetlere kavuşacaktır. Reenkarnasyon
inancına göre böyle bir şeyin imkansız olduğu açıktır. Zira bu
iddiaya göre bir ruh birkaç bedene peş peşe taalluk bulup
tekrar tekrar bu dünyaya dönmektedir. Şimdi, ahiret olunca bu
ruh hangi bedene intikal edecek ve hangisine göre ceza veya
mükafat görecektir? Veya bir bedene taalluk bulduğunda iyi
ameller işlemiş, bir diğer bedene taalluk bulduğunda ise kötü
amel işlemişse, bu ruh şimdi cehennemlik mi olacak yoksa
cennetlik mi? Bundan dolayıdır ki reenkarnasyona inananlar
gizleseler de aslında ahiret diye bir şeye inanmamaktalar ve
insanın cenneti de cehennemi de bu dünyada yaşadığına
inanmaktadırlar.
2- Kur'anî Deliller:
Kur'an'ın bir çok ayetinden açık bir şekilde
anlaşılan şudur ki ölümden sonra yeniden bir dönüş kesinlikle
söz konusu değildir. İşte bunlardan birkaç örnek:
"Nihayet
onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında, "Rabbim,
der, lütfen beni (dünyaya) geri gönder; * Ta ki, boşa
geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım." Hayır!
Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların
gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir
berzah vardır." (Mu'minun Suresi,
Ayet 99-100)
Görüldüğü gibi
kafirlerin veya bazı günahkarların "Ya Rabbi bizi bir kere
daha dünyaya geri çevir" istekleri açık bir şekilde
reddedilmekte ve Kıyamet gününe kadar "Berzah" dediğimiz
ruhlar aleminde kalacakları ifade edilmektedir.
Mu'min suresinde
ise Fıravun ve kavmi hakkında şöyle buyurmaktadır:
"Allah o
mu'mini, onların kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu.
Firavun'un adamlarını ise, o kötü azab kuşattı. * Onlar, sabah
akşam ateşe arzolunurlar. Kıyamet kopacağı gün de: "Firavun
hanedanını azabın en şiddetlisine tıkın!" (denilecektir)."
(Mu'min, 45-46)
Görüldüğü gibi
Firavun ve adamları, ölüp de berzaha girdikleri andan itibaren
sabah akşam berzah azabına ki ruhlara yapılacak bir azaptır
sunulacaklar; ta Kıyamet gününe kadar. Kıyamet olunca da en
acı azaplara atılacaklar. Dolayısıyla ölümden sonra sürekli
berzahta kalışları kesindir ve dünyaya dönüş diye bir şey söz
konusu değildir. Firavun ve adamları örnek olarak
zikredilmiştir ve olay onlara has bir şey değildir. Nitekim
bir önceki ayette bütün kafirlerden bahsetmekteydi.
Yine A'raf
suresinde şöyle buyurmaktadır:
"İlle onun
te'vilini mi gözetiyorlar? Onun te'vili geldiği (verdiği
haberler ortaya çıktığı) gün, önceden onu unutmuş olanlar
derler ki: "Doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmiş.
Şimdi bizim şefaatçilerimiz var mı ki bize şefaat etsinler,
yahut tekrar geri döndürülmemiz mümkün mü ki eski
yaptıklarımızdan başkasını yapalım?" Onlar, kendilerini zarara
soktular ve uydurdukları şeyler kendilerinden saptı, kaybolup
gitti." (A'raf, 53)
Görüldüğü gibi
bu ve önceki ayetler açık bir şekilde reenkarnasyoncuları
yalanlamaktadır. Çünkü onlar diyorlar ki ölenler asi, günahkar
ve kafir bile olsalar geri dönecekler ki bir ceza olarak daha
çetin ve zorluklarla dolu bir hayat dönemi geçirsinler. Oysa
bu ayetler açık bir şekilde böyle bir dönüşün asla mümkün
olmayacağını ifade ediyor!
Aşağıdaki
ayetler de aynı hakikati vurgulamaktadır:
"Onların,
ateşin üzerinde durduruldukları zaman: "Ne olurdu dünyaya
döndürülseydik, Rabb'imizin âyetlerini yalanlamasaydık da
müminlerden olsaydık" dediklerini bir görsen! * Hayır, daha
önce gizleyip durdukları karşılarına çıktı da ondan, yoksa
geri çevrilselerdi yine menedildikleri şeyi yapmaya
dönerlerdi. Çünkü onlar yalancıdırlar."
(En'am, 27-28)
"Melekler,
kendilerine zulmeden kişilerin canlarını aldıklarında, onlara,
"Ne işte idiniz?" derler. Onlar da: "Biz yer yüzünde zayıf
kimselerdik." derler. Melekler: "Allah'ın yeryüzü geniş değil
miydi, siz de orada hicret etseydiniz ya?" derler. İşte
bunların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü gidiş
yeridir." (Nisa, 97)
"Yoksa günah
işleyip de kendisine ölüm gelince: "İşte ben şimdi tevbe
ettim." diyen kimselerin tevbesi kabul edilmez. Kâfir olarak
ölenlerin de tevbeleri kabul edilmez. İşte bunlara ahirette
can yakıcı bir azap hazırlamışızdır."
(Nisa, 18)
Görüldüğü gibi
bu ayetler ölüm gelip çattığında kimseden tevbe kabul
olmayacağını ve geri dönüp geçmişi telafi edemeyeceklerini
açıkça vurgulamaktadır ki tamamen reenkarnasyoncuların
iddiasına terstir.
3-
Hadislerden Deliller:
Hadislerden de
iki tanesini örnek olarak vermekle yetiniyoruz:
Abbasî halifesi
Me'mun Hz. İmam Rızaya "Tenasuha (reenkarnasyon) inananlar
hakkında ne düşünüyorsunuz" diye sorduğunda, İmam Rıza (a.s)
şöyle buyurdu: "Kim tenasuha inanırsa, Allah'a kafir olmuş
ve cennet ve cehennemi inkar etmiştir." (Bihar-ül Envar,
c.4, s.375)
Bir başka
hadiste ise şöyle buyurmuştur: "Kim tenasuha inanırsa
kafirdir." (Bihar-ül Envar, c.4, s.375)
Zındıklardan
birisi İmam Cafer-i Sadık (a.s)'a şöyle sordu: "Ruhun dünyaya
dönüşüne inananlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu inanç nerden
kaynaklanmaktadır ve delilleri nedir?"
İmam Sadık (a.s)
cevabında şöyle buyurdu: "Bu ekole inananlar, bütün İlahi
şeriatları ve dini hükümleri terk etmiş ve kendilerini
dalaletlerle süslemişlerdir. Nefislerinin önünü nefsan
şehvetler için açmışlardır. Diyorlar ki "Ne cennet vardır ne
de cehennem, ne dirilme ne de Kıyamet! Her kesin kıyameti
ruhunun bedenden ayrılışı ve bir başka bedene girmesidir. Eğer
önceki dünyasında iyilik ehli idiyse, daha iyi bir vaziyet ve
daha güzel bir beden ve daha yüksek bir dereceyle dönecektir.
Ama eğer kötülük ehli imiş veya eğitilmemiş ve cahil kalmışsa,
çalışan-zorluk çeken hayvanların veya çirkin sürüngenlerin
bedenine girerek dünyaya dönecektir. Kendilerinden iddialarına
delil istendiğinde, şaşırıp kalıyorlar ve bu bozuk inançlarına
hiçbir delil getiremiyorlar ve her zaman hedef şaşırtmaya
çalışıyorlar. Tevrat onları yalanlamış ve Kur'an onlara lanet
etmiştir…" (Bihar-ül Envar, c.4, s. 320)
İleri sürülen bazı iddialara ve bazı kimselerin geçmişlerinden
verdikleri haberlere gelince, bunun bir çok nedeni olabilir.
Ya bu adamlar yalan söylüyor ve bu yollarla meşhur olmak, para
kazanmak gibi emelleri vardır. Yada cinlerin ve bazı kötü
ruhların kendilerine yaptıkları telkinlerden ve verdikleri
haberlerden ibarettir. Bunların da her birisinin mümkün olduğu
yerinde ispatlanmıştır ki biz vaktimiz elverişli olmadığı için
şimdilik bu konuya girmiyoruz. Her halükarda başka hiçbir
delil de olmasaydı, Kur'an'a ve sünnete ve ahiret gününe
inanan bir kimsenin bu saçmalıklara inanması mümkün değildir.
Allah'a emanet olun.
|