Soru-221:
Bildiğimiz kadarıyla Şia fıkhına göre humus iki kısma
ayrılır; bir kısmı İmam malı, bir kısmı ise Resulullah'ın
(s.a.a)
soyundan gelen seyyidlere aittir.
Peki bunun Enfal Suresi'nin 41. ayetinden nasıl
çıkarıldığını bize açıklar mısınız?
Cevap-221:
Bunun hesabı ayete göre şöyledir:
Humusun yarısı, yani ayetin başında
zikredilen Allah hakkı, Resul hakkı ve zül-kurba
(Resulullah'ın yakınlarının)
hakkı zamanın hak imamına ulaşır. Ehlibeyt'ten nakledilen
hadislere göre buradaki "Zül-Kurba"dan
maksat Resulullah'ın bütün
akrabaları değil, Ehlibeyt'ten gelen hak imamlardır. Demek
ki Allah hakkı, Peygamber hakkı ve İmam hakkı hepsi zamanın
hak ve masum imamına ulaşacak, o
gaybette olduğu zamanda ise onun vekilleri konumunda
olan müctehidlere ulaşacak. O da
bunu maslahat gördüğü İslamî
maslahatlarda kullanır. Yoksa eğer bütün akrabalar
kastedilirse, sebepsiz yere bir ayrıcalık ve adaletsizlik
olmuş olur. Bunu da İslam kabul etmez.
Diğer üç kısma gelince yani yetimler,
fakirler ve yolda kalmışlar, bunlardan maksat ise
Resulullah'ın (s.a.a) soyundan
gelen ve seyyid diye hitap
ettiğimiz kimselerdir. Her yetim, fakir ve yolda kalmış
değildir. Bunu da yine hadislerden anlıyoruz. Zira
bildiğimiz gibi ve Sünnisiyle
Şiisiyle bütün Müslümanların
kabul ettiği üzere Resulullah'ın
soyuna Zekat haramdır. Zekatın masraflarında da benzer
şıklar zikredilmiş ve bunlardan maksat da
seyyid olmayan kimselerdir. (Tevbe,
60) Dolayısıyla seyyidlere
zekatı haram kılan Allah-u Teala
onlara alternatif olarak humusun bir kısmını (yarısını)
ayırmıştır. Bunun sebebi ise
zahiren şudur ki Resulullah'ın
akrabaları, bu akrabalık statüsünden yararlanarak
beytülmalde su-ı istimalde bulunmasınlar diye onların önünü
baştan kesmiş ve onlara ayrı bir hak tanımıştır. Yani
humusun bir kısmını onlara ayırmıştır.
Ehlibeyt'ten bu konuda nakledilen hadisleri geniş ve detaylı
bir şekilde öğrenmek isteyenler, Vesail-üş
Şia kitabının altıncı cildine ve Şia tefsirlerinde Humus
ayetinin tefsirine bakabilirler. Allah'a emanet olun.