Soru-215:
Peygamberlerin masumiyetine karşı olanların ileri sürdükleri
delillerden birisi de Hz. Nuh'un kavmi hakkındaki
bedduasıyla ilgilidir Onlar bu konuda bazı ayetlerin
zahirine dayanarak iki eleştiriyi gündeme getirmektedirler:
Diyorlar ki Hz. Nuh'un bu bedduası ona yakışan bir şey
değildi. Bir Peygamber'e yakışan, beddua yerine mümkün
olduğu yere kadar kavmini irşad ve hidayete çalışmaktır.
Hatta bu konuda, Hz. Nuh'un bu bedduasından dolayı şefaat
hakkından mahrum olduğunu anlatan rivayetler nakletmeği de
ihmal etmemişlerdir. Bu konunun izahını yaparsanız memnun
oluruz.
Cevap-215:
Hz. Nuh (a.s), Kur'an'ın da açıkça belirttiği gibi 950 sene
kavminin hidayeti için çalıştı ve bu yolda hiç çabayı
göstermekten geri durmadı. Hatta kavminin bütün
azgınlıklarına rağmen O yüce Peygamber sürekli kavminin
lehine dua edip "Yarabbi, kavmimi yaptığı günahlardan ötürü
cezalandırma" diye Hak Teala'ya yalvarıyordu. Bilahare
Allah-u Teala Hz. Nuh'a vahy ederek "Artık onlar hakkında
benimle konuşma" cevabı aldı. Hz. Nuh'un bu amansız
mücadelesini O'nun dilinden nakledilen şu ayetler en açık
biçimde ortaya koymaktadır:
"Nûh dedi ki:
"Ey Rabbim! Ben kavmimi gece gündüz davet ettim."
*"Fakat benim
çağırmam, onların sadece kaçmalarını artırdı."
*"Ben onları
senin bağışlaman için her davet ettiğimde, onlar
parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler,
ısrar (yanlışlarında) ettiler, kibirlendikçe kibirlendiler.
"
*"Sonra ben
onları açık açık çağırdım."
*"Sonra hem
ilan ederek söyledim onlara, hem gizli gizli. "
*"Gelin,
dedim, Rabbinizin sizi bağışlamasını isteyin. Çünkü o çok
bağışlayıcıdır."
(Nuh, 5 ila
10)
*Nûh dedi ki:
"Ey Rabbim! Onlar bana isyan ettiler; malı ve çocuğu
hüsrandan başka bir şeyini artırmayan kimsenin ardına
düştüler."
*"Büyük büyük
tuzaklar kurdular."
*Dediler ki:
"Sakın tanrılarınızı bırakmayın, ne Vedd'i, ne Suva'ı ve ne
de Yeğus'u, Yeûk'u ve Nesr'i."
*"Çok kişiyi
yoldan saptırdılar. Sen de o zalimlerin sadece
şaşkınlıklarını artır."
(Nuh, 21 ila
24)
Evet görüldüğü
gibi Hz. Nuh (a.s) kavminin hidayeti için bütün yolları
denemiş ve bilahare ümidini kesince Allah-u Teala'dan da
artık onlar hakkında aracı olmaması gerektiği emrini de
alınca haklarında beddua etmiş ve helaketlerini istemiştir.
*"Nûh dedi ki:
"Yeryüzünde kafirlerden bir tek kişi bırakma."
*"Zira sen
onları bırakırsan kullarını yoldan çıkarırlar ve sadece
ahlâksız ve kâfir çocuklar doğururlar."
(Nuh, 26-27)
Aslında Hz.
Nuh'u bu işe iten ümitsizliğinin yanı sıra, bizzat Allah-u
Teala'nın emri olmuştur:
*"Ayrıca Nuh'a
şöyle vahyedildi: "Bil ki kavminden şimdiye kadar iman etmiş
olanlardan başka artık kimse iman etmeyecektir. Onun için
yaptıkları şeylerden dolayı kederlenme."
*Bizim
gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulüm
yapanlar hakkında da bana bir şey söyleme (artık onların
aracılığını yapma). Çünkü onlar kesinlikle boğulacaklardır."
(Nuh, 36-37)
Kısacası Hz.
Nuh (a.s)'ın kavmi helaketi hak etmişlerdi. Zaten Allah-u
Teala'nın "Artık zalimler hakkında benimle konuşma" hitabı
da bunu açıkça göstermektedir. Dolayısıyla O Yüce Peygamber
kesinlikle masumiyetiyle çelişen bir girişimde
bulunmamıştır.
Bahsettiğiniz
rivayete gelince, görüldüğü gibi açık bir şekilde Kur'an'a
ters düştüğü için hiçbir itibarı yoktur.