|
Bismillahirrahmanirrahim
Soru-173:Yasar
Nuri Öztürk'ün www.yeniboyut.com adlı sitesinde Hz. Ali'nin
ağzından şu söz söyleniliyor: "Namazı gücünüz yettiği kadar
kılın. Şu bir gerçek ki, Allah namaz için kimseye azap
etmeyecektir.” Hz. Ali hakikaten böyle söz söylemiş midir? Bu
sorunun cevabını siz Ehlibeyt mektebinin üyeleri olarak
bilebileceğinizi düşünerek sordum.
Cevap-173: Muhterem
kardeşim, araştırdığımız kadarıyla tam bu şekilde bir sözü
kaynaklarda bulamadık, ama bu söze biraz benzeyen başka bir
söz şöyle nakledilmiştir Hz. Emir-ül
Mu’minin’den:
“Ey
Kümeyl, (Hz. Ali’nin sır
arkadaşlarından,) hiçbir farzda ruhsat yoktur ve hiçbir
nafilede (müstehaplarda) şiddet.
Ey Kümeyl, hiç şüphesiz Allah
ancak farz olan şeyden hesap sorar.”
(Müstedrek-ül
Vesail, C.11, S.281)
Eğer yukarıda naklettiğiniz
cümle doğru bile olsa, yukarıda verdiğimiz hadiste de açık bir
açıklandığı gibi, ondan maksat nafile ve sünnet olan
namazlardır, farzlar değil. Yoksa farz namazlar için böyle bir
şey söz konusu olamaz. Kur'an'da
açık bir şekilde cehenneme girme sebeplerinden birisinin namaz
kılmama olduğu açıklandığı halde (Müddessir,
42-43) Hz. Ali (a.s) böyle bir şeyi nasıl söyleyebilir?
Ehl-i Beyt
İmamlarının kendisi "Bizden Kur'an'a
ters düşen bir şey size nakledildiğinde onu duvara çalın. Biz
öyle bir şey söylemeyiz" buyurmuşlardır. Hz. Ali’nin (a.s)
kendisi Nehc-ül
Belağa’da yukarıda verdiğimiz
ayeti de şahid göstererek namaz
hakkında şöyle buyurmaktadır:
“Namazda
birleşin, ona devam edin, onu artırın; Çünkü namaz "Müminler
üzerinde vakitleri belirli bir farzdır." (Nisa, 103)
Kendilerine sorulduğunda Cehennem ehlinin verdiği cevabı
işitmediniz mi!.. "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?"
(diye sorulduğunda) derler ki: "Biz namaz kılanlardan değildik"
(Müddessir, 42- 43) Namaz,
günahları yaprakların döküldüğü gibi döker ve iplerin
çözüldüğü gibi çözer. Allah Resulü, namazı insanın kapısının
önünden akan şifa pınarlarına benzetmiştir. Namaz kılan kimse,
orada gece gündüz beş defa yıkanır. Böyle olan bir kimsede
kirden hiç eser kalır mı?! İşte böylesi bir nimetin kadrini
bilenler, ancak mal ve evlada düşkünlükleri veya dünya
metalarına dalmış olmaları kendilerini namaz kılmaktan geri
bırakmayan kimselerdir. Allah şöyle buyuruyor: "İşte, o
kimseleri ne ticaret, ne de alış veriş, Allah'ı anmaktan,
namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkor."
(Nur, 37) Peygamber (s.a.a), kendisi cennetle
müjdelendikten sonra bile namaz kılmaktan yorulmuyordu.
Allah'ın "Ehline namazı emret ve onda kararlı davran."
(Taha, 132) emri gereğince
Allah Rasulü ehline namazı
emrediyor ve kendisi de ona devam ediyordu. (Nehc-ül
Belağa, Hutbe: 199)
Yine şöyle
buyurmaktadır: “Ben size namazı ve onu korumayı vasiyet
ediyorum. Zira hiç şüphesiz o, en iyi ameldir ve dininizin
direğidir.” (Bihar-ül
Envar, 82, S.209)
Yine buyurmuştur: “Allah’a (Azze
ve Celle) namazdan daha sevimli
bir şey yoktur. O halde hiçbir şey sizi namaz vakitlerinden
alıkoymasın. Zira Allah’u Teala
Kur’an’da bir gurubu, kınarken
şöyle buyurmuştur: ‘Onlar ki namazlarından gaflet ederler.” (Maun,
5) buyurmaktadır. Yani onlar gaflette olduklarından, namaz
vakitlerini küçümser, önemsemezler.” (El-Hisal,
C.2, S.621)
Hz. Ali’den (a.s) namaz ve
önemi hakkında daha bir çok önemli sözler nakledilmiştir ki
şimdilik bu kadarıyla yetiniyoruz.
|
|