Bismillahirrahmanirrahim
Soru-134: Merak ettiğim bazı konular vardır; bu konularda
bana yardımcı olursanız mutlu olurum: 1- Tin Suresi'nde
Allah-u Teala "İncire ve zeytine and içerim" mealinde bir
yemini var. İncir ve zeytinden kastedilen sizce nelerdir?2-
Bir başka surede iki doğuya ve iki batıya yemin ediyor; bu iki
doğu ve iki batıdan maksat nedir. Alemde bir doğu ve bir batı
yok mudur?3- "Allahumme
salli ala seyidina Muhammed" deyiminden bizlerin ne anlamamız
gerekmektedir? "Salli" kelimesi salat anlamına gelir ise Allah
haşa Peygamber'e Salat mı ediyor? Değil ise Kur'an'da Salli
veya Salat kelimeleri ne anlama gelmektedir.?
Cevap-134: Söz konusu
ayet-i kerimede geçen incir ve zeytin’dan maksat bazı
müfessirlere göre bilinen iki meyvedir. Bunların önemli
oluşları yüzünden Allah Teala bunlara yemin etmiştir.
Bazılarına göre, İncir’den maksat Şam şehrinin eteğinde yer
aldığı dağ ve Zeytun’dan da Beytu-ül Makdis’in yer aldığı
Zeytun adlı dağ kastedilmiştir. Bu dağlara yemin edilişi
bunların önemidir; bu iki dağın bulunduğu bölgede bir çok
Peygamber’in gönderilmiş olmasıdır.
Furat
Tefsirinde yer alan bir hadise göre ise, İncir’den maksat Hz.
Hasan ve Zeytin’den Maksat Hz. Hüseyin ve Tur-i Sinin’den
maksat Hz. Ali (s.a) ve Beled-i Emin’den maksat Hz. Muhammed (s.a.a)’dır.
İki doğu ve
iki batıdan maksat ise, Ehl-i Beyt Mektebinin büyük
alimlerinden olan Merhum Feyz’in Es-Safi adlı tefsirinde
açıkladığı üzere, güneşin yaz ve kış mevsimlerindeki doğduğu
yerlerdir. Bu mana Hz. Ali (a.s)’dan nakledilen bir hadiste
yer almıştır. Hz. Ali (a.s) bu nakle göre şöyle buyurmuştur:
“Yazın kendine has doğusu ve kışın da kendine has doğusu
vardır. Bu, güneşin yaklaşması ve uzaklaşmasından anlaşılır.”
İmam Sadık
(a.s)’dan nakledilen bir hadise göre, iki doğudan maksat Hz.
Peygamber ve Hz. Ali’dir. İki batıdan maksat ise Hz. Hasan ve
Hüseyin’dir. Eğer bu hadisi sahih kabul edersek bu hadisle
yukarıdaki hadis arasında bir çelişki yoktur. Çünkü, Kur’an-ı
Kerim, sürekli manevi değerleri anlatmak için maddi
hayatımızdaki sözcük ve kavramları örnek verir. Bu yüzden iki
doğu ve iki batının maddi alemde bir belirgin örneğinin oluşu
maneviyat aleminde de onun yüce bir örneğinin oluşuyla
çelişmez. Bu konu kendi yerinde açıklanması gereken önemli bir
ilkedir.
Üçüncü
sorunuza gelince “salat,” dua, özel rahmet, bağışlanma dileme
anlamındadır. Kula nispet verildiğinde yerince rahmet ve bağış
dilemek anlamına gelir; ama Allah’a nispet edildiğinde sırf
özel rahmet etmek anlamına gelir. Firuzabadi Kamus adlı
eserinde Salat’ın Yüce Allah’ın Peygamber’e sena etmesi
anlamına geldiğini açıklamıştır.
Buna göre,
Allah Peygamber’e salat eder dediğimizde, bunun anlamı
Peygamber’e güzel sena eder veya özel rahmet gönderir,
anlamındadır. Ayrıca, Salat’ın bir anlamı da rüku ve secdesi
olan özel ibadettir (namazdır) ki konumuzla alakalı değildir.
|