Bismillahirrahmanirrahim
Soru-102:
Selamun aleyküm. Hocam sofiler kendi şeyhlerinin Seyyid
olduğunu söylüyorlar; fakat imamlardan bahsettiklerini sadece
bir kez duydum; genelde tarikat silsilesinden bahsediyorlar.
Bu konuda bilginiz var mı? Bu doğru mu?
Cevap-102: Muhterem kardeşim, Ehl-i Beyt mektebinin
ulemasına göre bir insanın Peygamber (s.a.a)'in soyundan
olduğu iki yoldan ispatlanabilir:
1-İki adil şahidin şahitlik etmesi.
2-Kesin bilgi ve yakin getirecek derecede birinin bu soya
mensup olduğunun meşhur (yaygın) olması; yalnız kendi şehrinde
bile bu soya mensup olduğu meşhur olursa yeterlidir.
Ancak burada bazı noktaları size hatırlatmak istiyorum:
Allah-u Teala kulunu, ona verdiği nimet ölçüsünde sorumlu
tutar. Şüphesiz Peygamber'e yakın olanla Peygamber'den uzak
olanların, bilenle bilmeyenin, varlıyla fakirin sorumluluğu
bir değildir. Allah herkesi verdiği nimet ölçüsünde sorumlu
tutar ve hesaba çeker. Peygamber'in soyundan olmak Kur'an ve
hadislerden anlaşıldığı üzere büyük sorumluluğu gerektiren
büyük bir nimettir. Allah-u Teala hem yaratılış itibariyle
Peygamber ve soyuna bir çok üstünlükler tanımış ve hem de
koyduğu ilahi kanunlar gereğince de onlara özel bir makam
vermiştir. Örneğin zekat ve sadaka yemeği baba tarafından
Peygamber'in soyuna mensup onlara haram kılmış; karşılığında
onlara humus almayı caiz kılmıştır. Bu özellikler bir nimet
olduğundan Peygamber'in soyundan gelen kimselerin, yani Hz.
Ali ve Hz. Fatıma'nın soyundan gelenlerin, (çünkü Peygamber,
kendi soyunun Hz. Fatıma'nın çocukları vasıtasıyla devam
edeceğini bildirmiştir) sorumluluğu diğer insanlara oranla
daha fazladır. Bu sorumluluk Peygamber tarafından getirilen
dinin korunması yolunda tüm varlıklarıyla fedakarlığa hazır
olmak ve bu dinin ihyası için elinden geleni yapmakta tecelli
eder.
Tarih de bunu iyice göstermiştir. Peygamber'in (s.a.a) soyu ve
özellikle Ehl-i Beyt İmamları bu dini her türlü tahrif ve
sapmadan korumak için Allah yolunda çekmedikleri çile ve
eziyet kalmamıştır. Nice eziyetlere ve zulümlere maruz kalmış
ve Allah yolunda her şeylerini feda etmişlerdir.
Bakın Hz Hüseyin Kerbela'da nasıl bir zulme maruz kalmıştır ve
ancak bu yolla ceddinin dininin Yezid'in eliyle yıkılmasını
önlemiştir. Ehl-i Beyt İmamları ilk üç Halife ve sonraki
Emeviler döneminde o kadar zulüm ve işkenceye maruz
kalmışlardır ki, İmam Zeyn-ül Abidin (Allah'ın selamı ona
olsun) bu hususta şöyle demiştir:
"Eğer Peygamber kendi ümmetine, "Benim Ehl-i Beytime benden
sonra zulüm ve eziyet edin" diye vasiyet edecek olsaydı, ümmet
Ehl-i Beyt hakkında bu yaptığından fazlasını yapamazdı."
Şimdi acaba Seyyid olduklarını iddia eden bu zatlar kendi
lerine hiç sordular mı ki Ehl-i Beyt bunca zulüm ve işkenceye
kimler tarafından maruz kalmıştır ve bu zulmü yapanların
hedefi ve yol yordamları ne idi? Gidişat, tavır, fikir ve amel,
fıkıh, ve itikadi bilgileri Muaviye, Yezid, Mervan ve Harun
Reşid gibi Ehl-i Beyt'e zulmedenlerden alıp kendini Ehl-i
Beyt'e mensup bilmek bir nevi çelişki değil midir?.
Resulullah'ın kalbini Ehl-i Beyt'ine yaptıkları zulüm ve
işkencelerle parçalayan kimselerin desteklediği ve bu gün
yaygın inanç haline getirdikleri yolu takip ederken, kıyamette
Peygamber'in kendilerine şafaat etmesini nasıl
bekleyebilirsiniz? İrfan ehlinin bu konuda şöyle bir tabirleri
vardır: "Eğer bir kimse davranış, itikat ve amel yönünden
Peygamber ve Ehl-i Beyti'ne benzer ve onların yolunu devam
ettirirse ve soy olarak Ehl-i Beyt soyundan olursa, o adam hem
SİRETTE (davranış ve tutumda) ve hem de SURETTE Peygamber'in
evladı sayılır. Ama bir insan davranış ve tutum yönünden,
Ehl-i Beyt'in yoluna uymaz ve onların yolundan gitmez de
sadece soy olarak Peygamber'e ve Ehli Beyti'ne bağlı olursa, o
adam, surette evlattır ama sirette evlat değildir.
|