|
Menüye git
C- Kur’an’ın Bu Konularla
İlgili Görüşü:
Vahiy ve nübüvvet
hakkında önceki maddede açıkladığımız birinci görüşün
taraftarları, maddi bilim dallarındaki uğraşıları ve doğal
bilimlere olan ünsiyetleri yüzünden, evrende olan her olgunun
tabiata hakim kanunlar çerçevesine girdiğine ve olaylar
zincirinin son halkasının da tabiatın olduğuna inanıyorlar. Bu
yüzden, ilahi dinleri de toplumsal olgular sayıp diğer
toplumsal olgular-ı incelemekte keşfedilen ölçülere
değerlendirmeye kalkışmışlardır. Misal olarak, “Kuruş”,
“Daryuş” ve “İskender” gibi, siyasi dehalar, kendilerini,
Allah’ın elçileri ve işlerini ilahi görev ve kararlarını
Allah’ın emirleri olarak bildirecek olsalardı hiç şüphesiz
önceki bölümde işaret olunan sözkonusu yorumlar bunlar
hakkında doğru olacaktı. Biz şimdilik tabiat ötesi alemin
isbatı konusuna geçmek istemiyoruz, yine konumuzun haricinde
olduğu için her bilimin ancak kendi mevzuu alanında görüş
verme hakkına sahip olduğu, maddenin özelliklerini inceleyen
maddi bilimlerin de madde ötesi üzerinde olumlu veya olumsuz
bir yargıda bulunma yetkisine sahip olmadığını da şimdilik
üstelemek istemiyoruz. Bizim demek istediğimiz şu ki, önceki
bölümde açıklanan yorum ne olursa olsun, İslâm peygamberinin
peygamberlik senedi hükmünde olan Kur’an’daki açıklamalarla
bağdaşmaktadır. Sözkonusu yorumun doğrulanabilmesi
bağdaşmaktadır. Sözkonusu yorumun doğrulanabilmesi için,
Kur’an’daki açıklamalarla uyum sağlaması gerekir. Oysa
Kur’an’daki kesin açıklamalar bu yorumu reddediyor. Konunun
açıklığa kavuşması için bu yorumu meydana getiren öğeleri
Kur’an’ın âyetleriyle karşılaştıracağız.
|
|