Menüye git
17 - Şia Müfessirlerinin
Tefsirdeki Yöntemi ve Sınıfları
Önceki bölümlerde
zikredilen sınıflar, Ehl-i Sünnet vel-cemaat müfessirlerine
aittir. Bu sınıflar, tefsirde kullanılan özel bir yöntemden
kaynaklanmıştır. O yöntem ise ashap ve tabiin’in sözlerine
Peygamberin sözü derecesinde değer vermek ve onların sözlerine
zıt olan bir görüş ortaya koymayı nassa karşı içtihat
kabilinden sayıp reddetmektir. Elbette altıncı sınıftaki
müfessirler, bu sözlerin, aralarındaki apaçık çelişkileri ve
uydurma sözlerle karşımasını görerek kendilerinden görüş
belirtmeye yeltenmişlerdir.
Ancak Kur’an tefsirinde
Şia’nın başvurduğu yöntem Ehl-i Sünnet müfessirlerinin
yöntemiyle farklıdır. Neticede Şia müfessirlerinin
sınıflandırılması da fark edecektir.
Şia, Kur’an’ın nassına
göre Resulullah’ın sözlerini Kur’an ayetlerini açıklamada
hüccet sayar, Sahabe ve tabiin’in sözlerine gelince onların
sözlerinin bir şer’i delil olduğunu kesinlikle reddeder,
Resulullah’tan naklederek bir şey söylerlerse o zaman o söz
Resulullah’a ait olduğundan delil sayılır. Ama, Şia
mütevatiren nakledilen “Sekaleyn Hadisi”
gereğince, Ehl-i Beyt’in sözlerini de Resulullah’ın sözlerinin
talisi sayar ve Hz. Resul’ün sözü gibi kesin şer’i delil
olarak kabul eder.
Bu yüzden Şia
müfessirleri tefsir rivayetlerini naklederken, yalnız
Resulullah ve Ehl-i Beyt imamlarına ait hadis ve rivayetleri
nakletmekle yetinmiştir.
Neticede Şia
müfessirlerinin sınıfları altta açıklandığı şekilde meydana
gelmiştir:
1. Sınıf:
Resulullah (s.a.a) den veya Ehl-i Beyt imamlarından tefsir
rivayetlerini almış: ve bu rivayetleri kendi kaynaklarında
düzensiz şekilde nakletmiş olan Zurâre, Muhammed İbn-i Muslim,
Maruf ve Cureyr
gibi şahıslar bu tabakandır.
2. Sınıf:
İlk tefsir kitaplarını yazanlar; İbrahim oğlu Fırat,
Ebu Hamza Somâli,
Ayyaşi,
İbrahim oğlu Kummi
ve Nu’mani
bu sınıftandırlar. Bu sınıf Ehl-i Sünnetin 4. sınıfı gibi
önceki sınıfın naklettiği rivayetleri senetleriyle kendi
eserlerinde kaydetmişler ve herhangi bir görüş belirtmekten
kaçınmışlardır.
Ehl-i Beyt imamlarını
(s.a.a) görmek imkanı uzun bir süre, yani takriben üç yüzyıl
(s.a.a) görmek imkanı uzun bir süre, yani takriben üç yüzyıl
sürdüğünden tabii olarak bu iki sınıf zaman yönünden birbirini
izlememiş içiçe varolmuştur.
Bu arada rivayetleri
senetsiz nakledenler azdır. Senetsiz olarak bugün ellerde olan
Ayyaşi tefsirini zikredebiliriz. Bu tefsiri Ayyaşi’nin
talebelerinden biri, onun telif etmiş olduğu tefsirden özet
olsun diye senetleri atarak yazmış ve onun nüshası Ayyaşi
tefsiri yerine yayılmıştır.
3. Sınıf:
Çeşitli ilim dallarında görüş sahibi olan sınıf; meselâ, seyit
Razi’nin
yazdığı Kur’an’ın edebiyat ve lugat yönlerine önem veren
tefsiri; Şeyh Tusi’nin kelam ilmindeki konulara ağırlık veren
Tibyan Tefsiri; sedrul Mutellihin Şirzi’nin yazmış olduğu
felsefi konuları ağırlıklı tefsiri; Meybudi Günâbâdi’nin
yazdığı irfani tefsiri, Şeyh Abd Ali Huveyzi’nin yazdığı
“Nur’üs-Sakaleyn” tefsiri, Seyyid Haşim Behrani’nin ve Feyz
Kâşâni’nin yazmış oldukları “Burhan” ve “Safi” tefsirleri bu
sınıfta değerlendirilmesi gereken tefsirlerdendir.
Mecme’ul-Beyan tefsirini yazan Tebersi
gibi bazı müfessirler de kendi tefsirlerinde lugat, nahv,
kıraat, ilm-i kelam ve hadis gibi çeşitli ilimlerden
yararlanmışlardır.
|